-Herkes bir gün ölecek Firdevs. Sen de ben de. Önemli olan ölene kadar nasıl yaşayacağımız.
"Nasıl yaşayacağız? Yaşam çok zor."
-Yaşamdan daha sert olmalısın Firdevs. Yaşam çok sert. Gerçekten yaşayanlar yalnızca ondan daha sert olanlardır.
"Halbuki sen sert değilsin Şerife; peki yaşamayı nasıl beceriyorsun?"
-Ben sertim, çok sertim Firdevs.
"Hayır, sen kibar ve yumuşaksın."
-Tenim yumuşak ama yüreğim zalim; ben soktum mu öldürürüm.
"Yılan gibi mi?"
-Evet, tıpkı yılan gibi. Yaşam bir yılandır. Onlar da aynı Firdevs. Yılan, senin yılan olmadığını anlarsa sokar. Zehirli iğnelerin olmadığını bilirse hayat seni bir lokmada yutar.
"Geçmişimde, çocukluğumda kayda değer bir şey yoktu; ne aşk ne de başka bir şey. Bu yüzden benim söylediğim her şey gelecekle ilgiliydi. Çünkü gelecek, istediğim renklerle boyamak üzere hâlâ benimdi. Özgürce karar vermek, istersem değiştirmek üzere hâlâ benim..."
"Çoğu insan gibi benim de bir sürü kız ve erkek kardeşim vardı. Baharda çoğalan, kışın titreyip tüylerini döken, yazınsa ishal olup zayıflayan, birbiri ardına köşeye büzülüp ölen civcivler gibiydiler."