Efkar u Fakir

Efkar u Fakir

, şu anda okuyor
161 syf.·
Beğendi
Hekimoğlu İsmail
8.1/10 · 2.466 okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Münir Derman hazretleri ks. dan Necip Fazıl Kısakürek'e mektup
Necib Bey, Çok uzaklardan, mezarlıklarıdan, ihtiyarların oturduğu sapa yerlerden bir kır çiçeği saliyetiyle size sesleniyorum. Sizi bundan 41 sene evvel Galatasarayın karşısında Senyuan denilen garib bir pastahane vardı, orada görmüştüm. Başınızda bir bere vardı. Garib ve yabancı olarak yalnız dışını gösteren bir genç olarak orada tesadüfen oturuyordum. Bilmem neden size o zaman için acımıştım... Ve dua etmiştim, duâm kabûl oldu... Abdülhakim Efendi'yi Eyüp'te ziyarette bu duâyı kendisine söylemiştim, "oldu oğlum, bir gün inşaAllah olur." demişlerdi. Geçenlerde bir işçide Esselâm isimli kitabınızı gördüm. Vasiyet kısmını okudum. Gözlerim doldu. Benim 70 tane 70.000 benim vardır. Size ananızın sütü gibi 7 tanesini bağışladım, şimdiden sizin olsun... Size akıl vermek hayalimden geçmez bile... Yalnız şunu söylemekten kendimi dizginleyemedim. Dışınız ile görünen içinizi kimseye göstermeyin. Namsız nişansız yaşadım, yaşıyorum. Bu küçük mektubu Abdülhakim Efendi'yi geçenlerde rüyada gördüm. Size bu sebeble yazmak arzusu duydum... Bizden Hakk'ın sela-mı üzerinize olsun. Münir Derman. 21.09.1975
"Bir aks-ı sedâ gibidir sözlerimiz. Bulamazsa dinleyecek kulaklar, döner elbette sesimiz yine geldiği menziline"
Sayfa 129·Kitabı okuyor
Madde olarak ilk evvel yaratılan sudur. Herşeyin sudan halkedildiği bildirildiği hâlde, suyun neden halkedildiği bildirilmemiştir. Su durmadan buhar, hava, yağmur, kar, buz ve tekrar derece derece buhar, hava hâline inkılâb ediyor. Bunların açıklanması yasaktır. Edeb dışı bir iştir. Niçinleri bilenler vardır. Yasak olduğunu bilen niçinleri de bilir. Görünen şeyler Allah'ın mertebe mertebe tenezzülüdür. Görünüşler akla nazarandır. Her ân değişmektedir. O, her ân başka bir tecellîdedir.
Sayfa 126·Kitabı okuyor
Hocanın yolu bir gün deniz kenarına düşmüş. İki avucunu doldurup ağzına götürmüş. Tuzlu, içilemez olduğunu görünce, oradan uzaklaşmış. Biraz ileride mütevâzı bir çeşmeye rastlamış. Hemen çanağı doldurup kana kana içtikten sonra, denize dönerek: -Boşuna kabarma demiş. Su dediğin işte böyle olur...
Sayfa 124·Kitabı okuyor