Esin Gökçe

Esin Gökçe
@Esin1907
Milyonlarca insanın arasındaki yalnızlıktan yeğdir kuyu dibinde tek olmak
Diyetisyen olucak ablası
Yükseklisans
Kütüphane
10 Haziran
4 okur puanı
Şubat 2018 tarihinde katıldı
nefes alıp verirken etrafa bakmalı
Ben ki toprağın ve suyun çocuğu, ateşte nefes almış, serin esintilerden gıdalanmıştım. Varlığım bilgiyle yoğrulmuş gibiydi. Biliyordum, bildiğimi bilmenin bilinciyle biliyordum. Leylâ'yı, çölü, Dicle'yi, kervanların çıngıraklarını, mugaylan dikenlerini, hurma liflerini, aslanların sinsice yarlaşmalarını ve eşeğin anırmasını, pek çok şeyi biliyor, hissediyor, gözlemliyordum
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Tıpkı insanlar veya hayvanlar gibi bitkiler de, cansız varlıklar da birer hayatsürüyor, yerküre topyekun nefes alıyor, yaşıyor ve yaşatıyordu. Toprakta hayat vardı, suda hayat vardı, ateşte ve havada hayat vardı. Hatta hayat bunlardan ibaretti
Tarih
Şöyle tasvir etsen ya beni
Her defasında hançerin güzelliğine bir kez daha hayran oluyor ve bu güzellikten ürküyordu. Hele şu kabzasındaki çifte boynuzlu yılan başlığı ne garip bir sembol idi. Bir de bunun simetrisinde, parmaklar birbirine yapışık duran bir el rölyefi yer alıyordu. Bu, sanki o güne kadar gördüğü madenlerden dökülmemiş gibiydi. Çeliğe hiç benzemiyordu. Tunç veya pirinçten de değildi. Böyle güzel bir hançerin demir olması da düşünülemezdi. Altın yahut gümüş dese, rengi de onlara benzemiyordu. Çakısıyla üzerini çizmek istedi, sonra bir eğe taşına sürttü ama bir türlü anlayamadı, çok sert bir maden idi. Üzerinde yazıya benzer işaretler vardı. Süryani alfabesini bilirdi, ama Süryanice değildi bunlar. Çift taraflı yalın yüzünü incelerken parmağını keseyazdı ve hemen kınına sokup kabzasındaki işaretleri gözden geçirmeye başladı. İki parmak kalınlığında bu silindir kabzaya spiral şeklinde telkârî bölmeler işlenmişti. Her bir bölme verev geçmelerle kartuşlar gibi birbirine bindirilmiş, her kartuşun içine harfler yerleştirilmiş, bunların arasına da yedi adet irili ufaklı teşbih tanelerini andıran yakutlar hakkedilmişti. Sallandıkça şıkır şıkır sesler çıkaran parlak  yakutlardı bunlar. Kabzada yedi harf ile yedi yakut olduğu dikkatini çekince Süryani kütüphanecinin sözlerini hatırladı: "Aşkı bilen biri için yedi gerçek sır vardır. Ona sahip olan dünyaya hakim olur."
Tarih
Derin sükunet
Bir hediyeyi satacak olmanın vicdan azabıyla parasızlık nedeniyle alamadığı kitapların hüznü söyleşiyor ve çarpışıyordu yüreğinde devamlı.
Tarih
Kitapta benden de söz etmiş
Yaptığı harcamalar ve satın aldığı kitaplar yüzünden çektiği parasızlık son raddelere varmıştı.
Tarih