Panta rhei.
“Özümüz artsız, aralıksız bir akıştır,” diyordu Marcus Aurelius.
“Kimi şeyler doğma, kimileri ise ölma telaşında; doğmakta olan şeyin bir parçası şimdiden ölüyor ya da çoktan öldü bile; ama bu sonsuz akış ve dönüşüm dünyayı sürekli olarak yeniler, tıpkı ortaksız, aralıksız akıp giden zaman ırmağının sonsuzluğu yenilemesi gibi.”
Etrafımı çevreleyen bu devinimin ortasında birdenbire “son” kavramının aslında bir kurgudan ibaret olduğu düşüncesi, berrak bir biçimde, zihnimde beliriverdi. Son uydurmaydı. Her şey sürekli dönüşüm halindeydi.
Yok olmuyordu hiçbir şey, sadece dönüşüyordu.
Ben bile az önce farklı biriydim.