Miras
İki senedir okumayı ertelediğim bir kitaptı. Hikaye ve anlatım tarzı beni derinden sarstı. Beklediğimden derin ve duygusal içeriği oldukça yoğun çıktı.
Ebeveynlerle ilişkiler, bir kalıp olarak gördüğümüz aile kavramı, kurbanların suçlu durumuna düşürülmesi, psikolojik analizler romanı bir Norveç başyapıtı seviyesine çıkartmış.
Kuzey Avrupa’nın kült tarzını sevdiğim için keyifle okudum.
Dünya’nın her yerinde benzer ailesel yapılar, gerçeklerin üzerinin örtüldüğü sahte ilişkiler, adım atmaya cesareti olmayan pısırık karakterler olacağı için ‘Miras’ gibi cesur kitaplar da her zaman çok okunmaya devam edecek.
Yazar, türk kültürünün yapısını çok güzel kaleme almış. Karakterler, düşünceler, olaylar her şey çok tanıdık geldi. Güncel romanlardan biri beğenerek okudum.
“ Farkındalık, irade, korkuya ve yeni deneyimlere tahammül, bunların hepsi kişinin başarması gereken dönüşüm için elzemdir.
Slogan; ‘Ben neye sahipsem oyum’ iken
Dönüşümden sonra slogan;
‘Ben ne yapıyorsam oyum’ yapan kişiye yabancılaşmamış eylem anlamında veya
Sadece
‘Ben neysem oyum’ olur. “
Erich Fromm’u ne kadar okusam doyamam.
Kitap “ underground “ bir kafada.
Çavdar tarlasında çocuklar gibi ama ayrıntılarda daha derin analizler var.
“Ana babalar kitlelerin uyuşturucusudur. “ gibi cümlelerin altını çizdim.
Kitabın Amerika kıtasında kaleme alındığını da çok hissettim.
Hayatın karanlık gerçeklerini tertemiz kaleme almış bir yazar Palahniuk.
Kült bir kitap. Kimseye tavsiye edemem. İyi ki okudum diyebilirim sadece.
Demartini deyince fazla söze gerek yok.
Adam su gibi bir hayat yaşadığı için yazdığı kitap da su gibi akıyor.
Tüm hastalıkların şifâsı şükür etmek diyor.
Kitapta yazanlar genel hatlarıyla bildiğim ilgi alanıma giren konular ama
Ara ara bu tarz konuların üstünden geçmekte fayda var.
Senede bir hatırlatma yapıyorum beynime Demartini’ nin akıcı dili ile.