Şizofren #okudumbitti
#Şizofren kitabını okuduğumda, gerçekten derinden etkilendim ve uzun süre aklımdan çıkaramadım. Kitap, 1980’li yıllarda şizofreni teşhisi konmuş birinin hayatını ve yaşadıklarını çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Anlatıcımızın doğumda annesini kaybetmesi ve sekiz yaşında babasının intiharına şahit olmasıyla başlayan trajik hikaye, yetimhane yıllarında aynalara düşman, gölgelere arkadaş olarak devam ediyor.
Üniversite yıllarında psikoloji okurken, devrimcilerin lideri Müjdat ile ev arkadaşı olması ve Müjgan’a duyduğu aşk, hikayeye derinlik katıyor. Ancak Müjdat’ı ihanet sonucu öldürmesi ve bunun sonucunda yaşadığı işkenceler, anlatıcının hayatını alt üst ediyor ve onu hapishaneden akıl hastanesine uzanan bir yola sürüklüyor. Akıl hastanesinde yaşadıkları ve uygulanan tedaviler gerçekten inanılmaz ve insanın içini burkuyor.
Kitap, sadece bir akıl hastasının hayatını anlatmakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin 12 Eylül darbesini, sağcı solcu çatışmalarını ve cezaevleri ile akıl hastanelerinin durumunu da gözler önüne seriyor. Bu dönemin karanlık ve çalkantılı atmosferi, anlatıcının yaşadıklarıyla birlikte etkileyici bir şekilde aktarılmış. Yazar, felsefi ve psikolojik derinlikleri ustalıkla işleyerek okuru düşündürüyor ve bu yönüyle de zengin bir okuma deneyimi sunuyor.
Yazarın kalemini her zaman sevmişimdir, ama bu kitabını bir başka sevdim. Daha ilk sayfalardan itibaren sizi içine çekiyor ve merakla okutuyor. Bitirmeden elinizden bırakamıyorsunuz. Anlatımı o kadar etkileyici ki, psikolojik sorunları olanlar veya duygusal boşlukta olanlar için okumak zor olabilir. Bu bile anlatımın ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor.
Eğer psikoloji ve felsefeye ilgi duyuyorsanız, “Şizofren” kesinlikle okumanız gereken bir kitap. Hem bilgilendirici hem de