Okumanız gereken ille okumanız gereken bir kitap.
Ben de çoğu zaman iyiymişim gibi davranıyorum. Güçlü duruyorum, idare ediyorum ama içimde bambaşka bir savaş var. Gerçekliğe yakın olan tek kitap derim .
Kitabın ilk sayfaları öyle eğlenceli ki, Ölüm(azrail) kendini bir komedyen gibi tanıtıyor ve korkmamamız gerektiğini söylüyor. Okurken defalarca onunla konuşuyormuş gibi hissediyorsunuz.
Liesel’in ilk acısı bir tren istasyonunda başlıyor, sonra mezarlık, ardından koruyucu bir aileye verilmesiyle devam ediyor. Yeni ailesi çok tatlı; annesi sert ama sevgi dolu, babası Hans ise sadece iyi bir baba değil, aynı zamanda harika bir arkadaş ve okuma-yazma öğretmeni.
Ölüm her zaman bir yerde can almaya devam ediyor; savaşın ortasında ise en ağır gerçekleri yüzüne vuruyor. Rudy’nin ölümü ise yürek sarsıcı ve unutulmaz.
Kitabın sonu hüzünlü ama hikâye kesinlikle okumaya değer. Kaybedilenler, acılar ve hayatta kalma mücadelesi… Hepsi insanın direncini ve kelimelerin gücünü gözler önüne seriyor.
Önerilen kitap(: Kitap başta gerçekten sarıyor, merak uyandırıyor… ama rüya âlemine girildiği andan itibaren ciddi anlamda dağılıyor. Gereksiz uzatılmış, tekrar eden ve okuyucuyu yoran bir hale geliyor. Açıkçası sonlara doğru “artık bitsin” diye okudum. Günümüzdeki psikiyatr ve geçmişteki o acı dolu aşk hikâyesi iç içe verilmiş. Ama bu derinlik zamanla karmaşaya dönüşüyor. Çoğunu anlamayarak geçtim ve bitti . Beni kendine bağlayamadın Butimar
Aşk, savaş, kayıp, inanç…Sanki çok şey anlatmak isterken odak kaybolmuş.
Tekrar eden cümleleri sevmiyorum. Yav senin bu kadar rüyada alem etmen niye :)üfff (⊙_◎)
Öneri üzerine başladığım kitaplardan biri Bu kitap insanı kendine döndürüyor. Okuyup da kendinden bir şey bulmayanın olmayacağını sanmıyorum. Çünkü bu hayatta hepimizin “keşkeleri” ve “amaları” var.
Ben bu kitaptan şunu öğrendim: İçinde bulunduğun hayatta mutlu olmaya bak, çünkü geçmişi değiştiremezsin.
Nora, 35 yaşında, hayattan bezmiş ve sürekli keşkelerle yaşayan bir kadın. İntihara kalkıştığı gün kendini Gece Yarısı Kütüphanesi’nde buluyor. Burada, yaşamadığı hayatları tek tek deneme şansı buluyor.
Ve sonunda şunu anlıyor: İnsan, yapamadıklarından çok, elindeki hayatı yaşamadığı için pişman oluyor. Kitap ilk başta çok sarıyor ama Noranın keşkelerine döndüğümüzde yoruyor . Biraz fazla olayların içinde kalıyor ama güzel (:
Bu kitabı merak ederek okudum çünkü Charles Dickens’ın en bilinen eserlerinden biri. Hikâye Fransız Devrimi döneminde geçiyor ve dönemin atmosferi iyi anlatılmış. Ancak benim için kitap çok sürükleyici değildi; bazı bölümler ağır ilerledi. Yine de finaldeki fedakârlık teması oldukça etkileyiciydi. Benim için bu roman, edebi değeri yüksek olsa da okurken sürekli merak uyandıran, sayfaları hızlı hızlı çevirten bir kitap olmadı. Daha çok sabırla okunması gereken, ağır ama anlamlı bir klasik gibi hissettirdi.