Fizikçi Richard Feynman insanlara "Bugün başıma ne
geldi, anlatsam inanmazsın! İnanamazsın!" demeye bayılırdı.
Ne olduğunu soranlara da "Kesinlikle hiçbir şey!" cevabını
verirdi. Söylemeye çalıştığı şey şuydu: Yukarıda anlattığım
gibi bir rüya gördüğümüzde, insanlar ona bir anlam verirler.
Ama hiçbir şekilde hiçbir öngörüde bulunmayan onlarca
saçma rüya gördüklerini unuturlar. Gün içinde çoğunlukla
dikkat çekici hiçbir şey olmadığını unuttuğumuzdan,
olağandışı bir şey gerçekleştiğinde olasılığın doğasını yanlış
okuruz: Yeterince çok sayıda olay arasında olağandışı bir
şeyin kazara gerçekleşmesine elimiz mahkumdur.
Karanlık enerjinin kökeni ve doğası hiç kuşkusuz bugün
temel fiziğin en büyük muammasıdır. Nereden
kaynaklandığına ya da neden sahip olduğu değerde olduğuna
dair temel bir anlayıştan yoksunuz. Evrenin genişlemesine
neden nispeten yakın bir dönemde, yalnızca son 5 milyar yıl
içinde hakim olmaya başladığına dair de bir fikrimiz yok bu
yüzden. Karanlık enerjinin niteliğinin evrenin kökeniyle
temel bir bağı olduğundan kuşkulanmamız gayet doğal. Öyle
sanıyoruz ki geleceğimizi karanlık enerji belirleyecek.
Lityum bazı insanlar için önemli olsa da karbon, azot,
oksijen, demir vs. gibi daha ağır çekirdekler geri kalanlarımız
için çok daha önemlidir. Bunlar Büyük Patlama sırasında
oluşmamıştır. Oluşabilecekleri tek yer, yıldızların kızgın
çekirdekleridir. Bugün bedeninizde olmalarının tek yolu da bu
yıldızların lûtfedip patlamış, meyvelerini evrene saçmış
olmalarıdır, böylece bu meyveler bir gün Güneş dediğimiz
yıldızın yakınında bulunan küçük mavi gezegenin içinde ve
çevresinde bir araya gelebilmiştir. Galaksimizin tarihi
boyunca yaklaşık 200 milyon yıldız patlamıştır. Dilerseniz
şöyle diyelim, bu kadar çok sayıda yıldız bir gün siz
doğabilesiniz diye kendilerini feda etmişlerdir. Sanırım bu
durum onlara kurtarıcılara biçilen her türlü niteliği kazandırıyor.