Kitabımız 1909 yılında basıldığı için yazarın dilinin ağır olduğunu söyleyebilirim. O dönemin başlıca fikir akımlarından etkilenmiş olup materyalist, evrimci ve pozitivist yaklaşımla konuyu ele almıştır.
İradeyi parçalayıp onu unsurlara ayırarak anlatması kitabın en önemli ve anlaşılır kılan yanıdır.
İradenin psikolojini üç aşamadan oluşuyor. İlk aşama olan tartışma, yapmak istediğimiz şey ve onu engelleyen davranışlar, duygu durumumuz ve yanlış fikirlerimiz arasında yaptığımız çatışmadır. Karar aşaması bu iki olay arasında seçim yapmamızdır. İcra aşaması ise karar verdiğimiz işi fiile dökmemizdir. Bu tartışma, karar ve icra aşamalarında da fikirler, duygular ve fiiller etkilidir.
İradenin terbiyesi de fikirlerin, duyguların ve fiilerin terbiyesine bağlıdır.
Fikirlerin terbiyesi derin düşünmeye yazarın deyimiyle derin tefekküre bağlıdır. Derin tefekkür kısaca irade etmek istediğimiz fiili yaptıracak fikirlere ve duyguları kullanarak beynimizde ayrıntılı bir şekilde tasavvur etmektir. Derin tefekkür örnekleri kısmında telkin, tiyatro ve kitaplar, muhit ve arkadaş çevresi, kamuoyu ve öğretmenler, meşhur hayatlar kısımları vardır. Bunlar irademizi fikir boyutunda besleyecek örneklerdir.
Duygularla irade terbiyesinde heyecan meselesini ele almaktadır. Heyecanın organlarımız üzerindeki etkisinden bahseder. Heyecanı iyi ve kötü heyecan olarak ayırır. Buna göre kötü heyecan kin, öfke, nefret, dehşet, intikam, korku gibi durumlardır ve bunlarla mücadele edilmesi, terbiye edilmesi gerekir. Duygularla irade terbiyesini aşağıdaki alıntı güzel özetlemektedir:
"Çocuklara aşılanan ahkâki fikirler ve bilimsel bilgiler; ödül, teşvik, izzet-i nefs, yarışma ve imrenme gibi sıcak hislerle bir araya getirilmezse eğitimin, terbiyenin hiçbir faydası olmaz. Çocuk tembelliğe,