Esma Okur

Esma Okur
@Esma2546
Allah'tan başka hicbir ilah, ilahi nitelik taşıyan hiçbir şey yoktur, İslam inancının bu temel ilkesi, toplumlarımızda hızla üreyip çoğalan büyüme ve ilerlemeye tapma, tekniğe bilimci tapınış, bireyciliği putlaştırma ve milleti putlaştırma, silahların ve orduların gücüne tapmalar gibi bütün tabuları, kutsal sembolleri ve âyinleriyle bütün bu putçulukları ve tapınmaları reddeder.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hristiyanlığın Kibarca Reddi/Er-Redd’ül-Cemil adlı bir eser yazmasına rağmen Gazzâlî de ve bilhassa da Hz. Îsa’yı Fusûs’ul-hikem’inde veliliğin mührü olarak gören ve Hz. Îsa’nın ikinci bir defa geleceğini haber veren İbn Arabî’de olduğu gibi, İslâm’ın en güçlü beyinlerinin sonraki geleneği de bu saygı ve sevgiyi devam ettirir.
Siyasî alanda “modernlik”, parlamenter sistem demekti. Yani yapısı ve kültürü tamamen farklı ülkelere, İngiltere ve Fransa’nın özel tarihî şartlarından doğmuş rejimleri ihraç etmek demekti. Böylece de amaç, kapitalizmin ilk aşamalarının (prensipte “serbest”) piyasa kurallarını alıp bu siyasî kurumların çerçevesi içine oturtmaktı. Ekonomik sahada “modernlik”, Batı pazarıyla bütünleşmekti. Mevcut güç ilişkisi içinde, kendine rakiplerin değil de müşterilerin çıkması konusunda son derece dikkatli davranan Batı, bir yandan kendisinin üretim tarzının sanayileşmenin) aktarılmasını kolaylaştırmaktan kaçınırken, diğer yandan kendi tüketim tarzının taklit edilmesini var gücüyle pompaladı. Neticede, önce sömürgeleştirilen, ardından eşit olmayan mübadelelere tâbi kılınan ülkeler, kalifiye “seçkin” (yani işgalcinin veya egemenin birkaç aracısı ile birkaç işbirlikçisi) bir azınlığın bu tüketim tarzına katılmasına imkân tanımak için kendi hammaddelerini ve bilek güçlerini temin edip vermek zorunda bırakıldılar.
Bütün İslam alemi, inanç dünyası ve onlarla birlikte de biz, gerçek anlamına ancak kucağını herkese açarak kavuşacak olan Kudüs'üno ebedî Çarmıhına çivilenmiş bulunuyoruz.
Seyyid Hüseyin Nasr, İslam İlmi kitabının sonuç bölümünde modern denilen bilim ile İslam İlmi arasindaki iliskiler vr ilim ile hikmetin arasındaki münasebetlerin ters çevrilişini sorgularken şöyle der: "Eğer Ortaçağ İslâm bilginleri dirilip de günümüzde tekrar yaşayacak olsalardı, kendilerinin kaynaklık ettiği fikirlerin ilerlemesine değil de, değerler düzeninin tamamen altüst oluşuna şaşar kalırlardı. Kendi bakış açılarının merkezinin marjinalleştiğini ve marjinalin ise getirilip merkeze oturtulduğunu görürlerdi. Öncelikler bakımından, İslâmî sıralamada eskiden ikinci sırada bulunan 'ilerleyen' ilmin, Batı için hemen hemen her şey hâline geldiğini; ilk ve baş bilim diye bildikleri o değişime kabul etmeyen bilgelik ilminin ise, neredeyse hiçe irca edildiğini öğrenirlerdi."