Seriyi büyük bir hevesle okudum. Eser bütün tarih, coğrafya, kültür atlasının üzerinde yolculuk yaparken insan gerçeğini de tüm canlılığıyla hissettiriyor. Kahramanın bir sonraki adımda neler yapacağını düşünmeden edemiyor insan.
Türk edebiyatında çok az naturalizm örneği var. Zehra bunlardan biri. Akım benlik bir akım değil. Sevemedim. Gerçi yazıldığı dönemin romandaki yeniliğini de düşünmek gerekir romanı değerlendirmek için. Bu akımın bizim edebiyatımızda nasıl şekillendiğini görmek için eseri okumak bir fikir verebilir.
Miryokefalon Savaşı'nı romancı diliyle okumak güzeldi. Hristiyan dünyasının birbirleriyle olan didişmeleri, haçlı seferlerinin ilk planda İstanbul'a yaşattığı kabus ve bunun yıllara yayılan gizli husumet ve güvensizliği de cabası. Serinin dördüncü kitabı Yunan Ateşi. Çok yalın, duru ve akıcı bir üslubu var. Neredeyse birebir dövüş sahnelerini dahi yaşatıyor. Tasvirler çok canlı. Kesinlikle tavsiye ederim.