Hiç dikkate alınmayan, varlığı yok sayılan birinin ille de ilgi çekecek kadar irileşmesi normal değil mi? Söz konusu ilgi, korku ve tiksintiden oluşsa bile.
Böylece yalnız kalmayı öğrendim, kimsenin beni göremeyeceği karanlıktan keyif almayı öğrendim; yıldızlara bakar, yerçekiminin, tutucu bir gücün olmadığı bir dünya uydurdum kendime.
Anna babalar kendilerinin çocuklarına yansımalarını istiyorlar. Kendilerinden geçen bir baş hareketi, bir konuşma tarzı fark ettiklerinde rahatlıyorlar. Eğer ortak noktalar yoksa, çocuk gerçekten yabancı ise, onu beslemek, giydirmek için ellerinden geleni yapıyorlar ama onu sevmiyorlar. Dönüştürücü bir sevgi duyamıyorlar.
Çoğunluk edilgen ve bananeci oldu mu, benim gibi sıradan kişiler dertlerini anlatabilmek için çok ileri gitmek, hayatlarını kaydırmak, alay konusu olmak zorunda kalıyorlar.