Sinema, hele bizimkisi gibi mutsuzlar aleminde, gerçekliğin ve mutsuzluğumuzun doğru bir resmini vermek yerine, bizleri oyalayacak, mutlu edecek yeni bir alem yaratmalıdır.
Füsun'un bakışının anlamını, hangi yüz ifadesini filmlerdeki hangi duygulara denk düştüğünü sekiz yılda öylesine iyi öğrenmiştim ki, filmi dikkatle izlemesem bile, Füsun'nun yandan göz ucuyla gördüğüm yüz ifadesinden, seyretmekte olduğumuz sahnede ne olup bittiğini çıkarabilirdim.
Füsun hemen yanındaki mutfağa elinde tabaklar, tencereler gidip gelirken benimle televizyon arasına sürekli girip çıkardı. Babası, annesi ekrandaki filmi dalmışken, ben güzelimin önünde bir sağa bir sola gidip gelişlerini, annesinin babasının yaptığı gibi asıl konuyla arama girmiş bir şey gibi değil, asıl konunun bu olduğunu bilerek zevkle seyrederdim.
Onun için çektim bütün acıların o kısacık yürüyüşe değdiğine, o yürüyüşün hayatımın olağanüstü mutlu, özel anlarından biri olduğuna, o sırada, o mutlu anı yaşarken hemen karar vermiştim.