Zâhiri dinin alimleri namaz, oruç, hac gibi insanın bedeniyle ilgisi olan davranışlar hakkında söz sahibidirler. Oysa bâtınî dinin alimleri ise nefis ve nefsin yetkinliği kazanması meselelerinde otoritedirler. Öte yandan insan söz konusu olduğunda beden- nefis, dinden söz edildiğinde ise zâhir- bâtın birbirinden ayrılamaz iki unsur olmakla birlikte, insanda nefis ve dinde bâtın yön diğerlerinden daha üstündür.
İhvân-ı Safâ topluluğuna göre şeriat, bilgisizlikle boyanıp kirletilmiş ve bâtıl düşüncelerle karıştırılmıştır. Onu bu kirlerden arındıracak yol felsefedir. Çünkü felsefe, itikâdi hikmet ve maslahatı içermektedir. (Bu sebeple) yunan felsefesinin ve İslam şeriatının düzenlenmesi gerekmektedir. ( bu amaçla) felsefenin teorik ve pratik olmak üzere bütün yönlerini kuşaktan ve Resâilû İhvâni's -safâ ve hullâni'l - vefâ olarak adlandırdıkları elli kadar risaleden yazarlarını gizli tutarak adlarından söz etmediler