Ljubljana’daki küçük meydanda bulunan —Prešeren’in heykeli— dümdüz belirli bir noktaya baktığını görürsünüz. O bakışı izlediğinizde, meydanın öte yanındaki binalardan birinin taş duvarına oyulmuş bir kadın yüzü fark edersiniz. İşte orası, Julija’nın yaşamış olduğu evdir.
Prešeren, ölümden sonra bile sonsuza kadar “İmkânsız Aşk”ına bakmayı sürdürecektir.
bazen kalbimiz soğur ve ruhumuz ağırlaşır. Senin elin soğuk, benimki ateş gibi sıcak. Ne kadar körsün , Nastenka! … Ah! Mutlu bir insan bazı anlarda nasıl çekilmez oluyor ! Ama kızamam sana!
Sen yoksa beni
Yaşamaktan bıkar mı sandın?
Kaçak çöllere giderim mi sandın
Açmıyor diye
Bütün düş tomurcukları?
Bak işte, yerli yerimdeyim;
İnsanlar yetiştiriyorum bana benzer ;
Bütün bir kuşak benim gibi,
Acılara katlanacak, ağlayacak,
Gülecek, sevinecek,
Ve aldırış etmeyecek sana
Benim gibi!