Friedrich Nietzsche, ahlakın gelişiminin tarihini okur. Ona göre; insan oğlunun keşfettiği ilk ahlak çeşidi Efendi ahlakıdır. Efendiler acımasızdırlar, hayat ve ölüm üzerine karar verebilme yetisine sahiptirler, kendi kurallarını kendileri koyma gücüne sahiptirler, kendileri için yaşarlar, hoşgörü göstermek zorunda değillerdir, fiziksel ve psikolojik güçlerini kullanırlar, ezerler, işgal ederler, hükmederler işte bu bir ahlaktır. Efendi ahlakıdır. Kendisini yönetebilme yeteneğidir. Kural koyabilme gücüdür. Gücün kendisidir.
Çağlar boyunca fiziksel olarak güçlü olanlar; zayıf ve aciz olanları ezmişlerdir. Aciz zayıf olanlar ise kendi bireysel güçleri olmadığı için, mecburen birlik olmak zorunda kalmışlar. Arkadaşlık, dostluk, kardeşlik, eşitlik gibi kavramlarla yaşamak zorunda kalmışlardır. Bu aciz olanın ayakta kalabilmesi için tek şanstır. Tarihteki en büyük dönüşümlerden birisi olmuş ve zamanla köleler, aciz ve zayıf olanlar, efendileri tahtlarından etmişlerdir. Bunu yaparken kurallar yaratmışlardır. Herkesin uymak zorunda olduğu kurallar. İşte bu sayede kendi güçsüzlüklerini kapatmak için güçlüden öç almışlardır. Dinlerinin oluşmasında, hukukun, demokrasinin oluşmasındaki etken işte bu "öç alma" isteğidir. Nerde qüçlü varsa onu aşağı indirmek, cezalandırmak; kim kendi kuralını kendisi koyuyor cezalandır onu. Kim eşitliğe saygı göstermiyor, zalimce davranıyor indir onu aşağıya. Yani demokrasi ve hukuksallık Nietzsche'ye göre bir aşağılık kompleksi ve savunma mekanizması sonrası ortaya çıkmış kavramlardır. İşte Nietzsche'nin bu görüşü Alman faşizminin ardında yatan itici güç olmuştur. Hitler'e insan haklarından bahsedemezsiniz çünkü o insan hakları dediğiniz şey köle beyannamesinden başka bir şey degildir.
Yani kısacası Nietzsche'ye göre; zalim de ahlaklıdır.