Esra

Şen Ol Bayburt
Büyüyorsun, derken genç kadınsın, yanakların dolmuş. Bir de bakıyorsun bacakların pörsümüş. Yanakların en son hangi gün dolgundu, bacakların ilk hangi gün boşalmaya başladı bilemezsin ki. Değil mi Behçet? Biz de bir gün baktık ki bu odadayız. Beyazıt'ın arkalarında.
Sayfa 38·Kitabı okudu
Reklam
Gökyüzünü görebilmek için başımı kaldırmam gerekiyor, oysa bana başımı eğmek daha kolay geliyor.
Sayfa 21·Kitabı okudu
Ninem ölüm döşeğinde uzun süre yattı. Yatağı benimkinin tam karşısındaydı. Ben büyüyordum. O ölüyordu.
Sayfa 18·Kitabı okudu
Evet çirkindi, genç de değildi. Ve çirkinliğinden dolayı duyduğu hüznü artık tamamıyla unutmuştu. Çünkü eğer çirkin olmasaydı bütün hayatını kemiren kıskançlık hissini bu kadar şiddetle duymayacak, duymayınca da şimdi varlığını ürperten bu hudutsuz sevinci, zafer sevincini tadamayacaktı.
Sayfa 138·Kitabı okudu
Nihayet hanımefendinin bir nedimesi değil miydi? Ve bu nedimeliğin icaplarına riayet etmekte o garip bir lezzet, acı ve hüzünlü bir lezzet duyar, hem de bu riayet edişler kinlerini alevleyen yeni bir kırbaç olurdu.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Reklam