Esra can

Esra can
@Esra_can9
Münzevi
Puan vermedi·88 syf.··
2021 12. kitabı
Babalarımız dostlarım, Bazılarımızın en zayıf halkası bazılarımızınsa çok güçlü olmamızı sağlayan noktası. Bazen onlardan çok şey beklediğimizi düşünüyorum. Onları evde sadece baba ve baba denilen kişinin sorumlulukları olarak görüyoruz. Onların bir hayatları olduklarını hatta çoğu zaman bir insan olduklarını unutuyoruz. Zaten bize “Baba/Anne olunca anlarsın” diyor olmalarınında sebebi bu. Kendi sorumluluklarımızı yerine getirebilmek için önce onların sorumluluklarını yerine getirmeleri gerektiğini söylüyoruz onlara. Belki de kendimizce haklıyız ne de olsa onlar ebeveyn diye düşünüyoruz. Fakat bunca hengamenin bunca zor koşulların içerisinde onların bize karşı olan özverili çalışmalarını görebiliyor muyuz? Yoksa bize davranış biçimleri (kötü ve yargılayıcı) ise bu onların iyiliğini ve merhametini örtüyor mu? O yüzden mi göremiyoruz bazı şeyleri. Görmek istesek bile bazılarımızın duyguları babaya karşı o kadar körelmişki içimizde heves, en ufak bir sevgi kırıntısı kalmıyor. Çünkü bizler dostlarım! Daha yeni yeşeren fidanlardık ve hınç, kibir, gibi kötümser duyguların arasında nasıl filizlenebilirdik? Bazı çiçekler çok hassas ve gürültülü, bağırışın, yakarışın olduğu yerlerde hemen soluyor. Bir de bunun yaşamak zorunda olan ve sürekli her koşulda her yönden tüm çevreden öfkeyle dolu bağıran insanların olduğu bir versiyonunu düşünelim. Sürekli boynu bükük olur bu çiçeklerin, sürekli solarlar. Yeniden dirilmek isteseler bile omurgaları eğridir artık. Fiziken fark edilmeyip dikkat edilmeselerde onlar hep oradalar. Ve yaşamaya devam edecekler. Herkese her şeye ve her zulme karşı...
Babaya MektupFranz Kafka · İndigo Kitap · 201754bin okunma
Reklam
Çöküş
Puan vermedi·48 syf.··
2021 5. kitabı
Dergi okurken kendimi çok iyi hissediyorum. Böyle sanki bana bambaşka bir bakış açısı kazandırıyormuş gibi hissettiriyor. Bu derginin kapağında Cem Karaca vardı. Onunla ilgili bazı bilgiler edinmekten zevk duydum okurken. Ama şöyle bir genel anlamda dergiye baktığınızda en çokta bu ülkenin toplumsal yapısından haberdar ediyor sayfalar sizi. Savaşlar,ekonomik krizler, darbeler, sürekli değişen iktidarlar ve bunların sonucunda her yerinizden sancı giriyormuşçasına hissettiğiniz buhran ve çöküş milletin çöküşü. Gecekonduların, rezidansların, kapalının açığın, kadının erkeğin, hayalperestliğin gerçeğin, hep bunların arasındaki çatışmanın tazelenmesiyle hiç eskimemesiyle ve metrelerce derinlikte düşüncelerde yer edinmesiyle oluşuyor bu dengesizlik. Kalıplaşıyor ve aileden çocuklara yeni nesillere devam ettiriliyor. Toplumsal manevi çöküş burada başlıyor işte. Kötülük ve sansasyonel düşünceler o kadar kolay aktarılıp o kadar peşin hüküm verilerek aktarılıyor ki bunun hızına yetişip normal gündelik daha güzel şeyler konuşabileceğiniz insanları bulmakta zorlanıyorsunuz. Çünkü herkes robot gibi ve hep o kalıplaşmış düşünceleri konuşuyorlar o sağcı bu solcu, şu açık kesin yollu, şu kapalı kesin dindar, o erkektir yapar, o kadındır erkeklere göre zayıf yapamaz, gibi saçma sapan düşünceleri sürekli ağzımıza sakız edip birbirimizi sınıflandırarak aslında ne kadar da çok birbirimizi kırdığımızı ve yıprattığımızın farkına varmıyoruz çoğu zaman. "Kalabalıkların aklı yoktur"işte bu yüzden çok güzel bir kapak oluyor toplumsal çöküş dediğimiz tencereye.
Masa Dergisi - Sayı 46 (Aralık 2020)Masa Dergisi · Masa Dergi · 2020310 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2021 4. kitabı
Evet evet her şey harika ve yolunda. Defalarca kesilmeye çalışılan başlar ve tutukluk yapan giyotinler ve daha fazla çektirilen acılar. Sizce gerçekten de başlarımı kesmek istiyorlar? Yoksa muhalif fikirleri mi? Sizce gerçekten acıyımı tattırmak istiyorlar yoksa bunu bir güç ehemmiyeti sanarak acıyı tattıran olmayı mı? Resmen canınızın hiçbir ehemmiyeti yoktur yönetenler zalim oldukça. Çıkar üç beş ruh hastası sizde kurban ya da piyon olursunuz. Sonra kendinizi buram buram trajedi kokan ancak masal olarak düşündüğünüz ve bir gün gerçek olacağını hiç hesap etmediğiniz buhranın içinde bulursunuz. Ne zaman öleceğimizi bilmemek ne büyük nimetmiş meğer. Çünkü eminim eğer Tanrı bize bunu söyleseydi kader gerçekleşmeden hüzünlü ve hummalı bir hastalıktan ölürdük. Yazar size o kadar hissettiriyor ki bir an kafanıza bıçak darbesi indiğini hissediyorsunuz. Bir sancı giriyor boyun bölgenizde göğüs kafesinize doğru. Adım adım kalbin derinliklerine iniyor ve aslında hepimizin bir idam günü olduğunu hatırlıyorsunuz. Kitaptan çıkıp şöyle bir baktığınızda yaşamınıza, hâlâ ruhen sizi derinlemesine etkileyen keskin bir olay gelmediyse başınıza pek farkında olmazsınız hissedemezsiniz kitabı ama o tüm galeyanıyla gelen psikolojik ve ruhsal darbeyi göğüs kafesine kadar trajik bir şekilde taşımış olanların, gerçekten kitabı okuduklarında tüm benlikleriyle tatmıştır o buhranı, buram buram kokan melankoliyi ve de ümitsizliği...
Bir İdam Mahkumunun Son GünüVictor Hugo · Koridor Yayıncılık · 2019152,6bin okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2020 23. kitabı
Arkadaşlar şimdi bu kitap hakkındaki genel görüşümü paylaşacağım sizinle. Psikiyatristler veya bu alanla ilgili olan kişilerle alakalı ülkemizde oluşan çok yanlış bir algı var. İnsanların psikolojik destek almaları “delilik, aklını kaçırma” olarak görülüyor. Ya da normal bir birey bunun bilincinde olsa bile toplumsal değer yargılarımız farklı geliştiği için kişi çevresinin kendisine vereceği tepkiden korkuyor ve psikolojik destek almayı reddedediyor. Tabi bu düşüncelerim herkes için aynı illüzyonu göstermez. Sadece bu konu hakkında genel anlamda halkımız hakkında böyle düşünüyorum. Kaldı ki bazı evrensel duygular vardır ve insanların hepsi yaşam boyunca belirli dönemler de bunları yaşarlar. Herkesin ailevi sorunları, maddi-manevi sıkıntıları, evlilik gerilimleri ve arkadaşlık ilişkileri gibi birçok problem yaşadığı konular var. Lâkin eğer bunun taşıyamayacağınız kadar büyük bir yük olduğunu hissederseniz ve kendinizde olduğunuzdan daha farklı bir gelişme görürseniz mutlaka bunun üzerine durun. Kimse kimsenin kişisel hayatında olup bitenlere karşılık verdiği öfke ve sinir krizlerine kırıcı kelimelerine katlanmak zorunda değil. Kişisel hayatınızda yaşadığınız problemler eğer sizi fazlasıyla rahatsız ediyor ve işin içinden çıkılamaz bir hâle getiriyorsa mutlaka bir destek alın. Psikoloğa-psikiyatriste gitmek bu konuda destek almak AYIP DEĞİLDİR. Ayıp olan çevrenizdeki insanların bu konu hakkındaki zihniyetini değiştirememesi ve bunun çok kötü bir durummuş gibi lanse edilmesidir. O yüzden lütfen şartlar mümkün oldukça bunun üzerine gitmeye ve ruhsal anlamda kendinizi geliştirmeye çalışın. Şimdi size burda müthiş bir psikoloğun müthiş bir sözünü yazardım ama şu an babamın sözünü yazmayı tercih ediyorum - İnsanı fiziksel çalışma değil kahır öldürür kızım.
Bir Psikiyatristin Gizli DefteriGary Small · NTV Yayınları · 201736,5bin okunma
Puan vermedi·445 syf.··
2020 22. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2020 23:41
Bir hummalı bakış yeter mi sevginin alev alev büyüyerek aşkı yaşatmasına? O nasıl bir kannıştır ki yüreği kavurur derinden? Ve o nasıl bir çehre ki cihanı hayran eder kendine. Sizi bir kadının doğasında diğerlerinden farklı olmanızı sağlayacak olan şey asla taviz vermeyeceğiniz bir şeyden onun için vazgeçmenizdir. Şayet muhtemeldir bundan çok az kişi nasibini alır. Onur ve gurur diğer adları İsmail ve Selim. Öte yanda dilber diğer adı Taçlı. Epeyce müşkülü olan bu destanda galip olarak kara toprak gelmiştir. Aynı safta yer alan milletin birbirine kılıç sallaması nece bir dildir? Bence savaş hükümdarlar arasında değil askerler arasında olur. Ve dinin bir olması kardeşi kardeşe kırdırmak nasıl zahmetli nasıl ürkütücüdür. Şah ve sultan arasındaki zorlu süreç birçok insanın mezhebi yüzünden ölmesine neden olmuştur. İnsan sadece insan olduğu ve buna hakkı olduğu için yaşamalıdır. İnandığı şey yüzünden öldürmemelidir insan. Şahsi hırsları yüzünden neden onlarca insan işkencelere maruz kalarak ölmeli? Öldürmeyeceksiniz!!! Kişinin inandığı şey bir başkasına zarar vermiyorsa ve bunu sadece hususi olarak kendisi için yapıyorsa ve senin düşünce tarzın o insanla karşıt düşüyorsa sana inanmadığı için onu öldürmeyeceksin. Keyfi yapılan bir işin acıma ve merhamet yönü yoktur. Keyfi olarak yapılan katliamlarda bu tür duyusu olmayan insanlarında adının anılmasına lüzum yoktur.
Şah ve Sultan (Cep Boy)İskender Pala · Kapı Yayınları · 201237,9bin okunma
Reklam