Esra Avcı

Esra Avcı
@Esraavci0
İnşaat Yüksek Mühendisi & Makine Mühendisi
Doktora
İzmir, 7 Mayıs 1999
320 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
9/10
·224 syf.··
2026 23. kitabı
Gogol’un kalemiyle tanıştığım, birbirinden güzel altı hikâyeden oluşan bu eseri yorumlayacağım için çok mutluyum. Sonunda yazarın kalemiyle tanıştım ve bu kadar geç kaldığım için biraz üzüldüm. Dostoyevski ve Turgenyev’e atfedilen “Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık.” sözü, yazarla tanışma konusunda beni oldukça heveslendirmişti. Kitaba gelecek olursam, içerisinde bulunan öyküler sırasıyla Neva Bulvarı, Burun, Portre, Palto, Bir Delinin Anı Defteri ve Fayton’dur. İlk öykü, Rus yazarların pek çoğuna ilham veren, Petersburg’daki o meşhur Neva Bulvarı’nı detaylı bir şekilde ele alıyor. Okurken bulvardan geçen insanlara, yaşanan karşılaşmalara ve sonrasında gelişen olaylara üçüncü bir göz olarak tanık oluyorsunuz. İkinci öykü olan Burun, oldukça değişik bir konuya sahip; absürt unsurlar ve hiciv içeriyor. Burnuyla övünen ve onu çok beğenen bir binbaşının, bir sabah uyandığında burnunun yerinde olmadığını fark etmesi ve sonrasında başına gelenler anlatılıyor. Öyküde sosyal statü ve toplumdaki saçmalıklar da ele alınmış. Yazarın kendi burnuyla ilgili bazı problemleri varmış. Belki de öykünün konusu buraya dayanıyor olabilir. Portre ise beni çok etkileyen ve en sevdiğim öykülerden biri oldu. Borçlarıyla cebelleşen, evinin kirasını bile ödeyemeyen bir ressamın, cebinde kalan son parayla hem gerçekçi hem de korkutucu bir portre satın almasıyla hayatı başlı başına değişir. Şans eseri bu portre sayesinde istediği paraya ve üne kavuşur. Fakat mutlu olabilecek midir? Bu korkunç portreyi yapan kişi kimdir ve portrenin arkasındaki hikâye nedir? Büyük bir merakla okudum. Gogol denildiğinde çoğu kişinin aklına gelen o meşhur Palto… Akaki Akakiyeviç, sessiz, çevresindeki insanlarla iletişimi zayıf ve hayatı boyunca görmezden gelinmiş bir memurdur. Onun bu hâli, iş arkadaşlarının
1000Kitap
Bir Delinin Anı Defteri - Palto - Burun - Petersburg Öyküleri ve FaytonNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538,5bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·224 syf.··
2026 22. kitabı
“1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydın’ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyünü eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler.” İşte Sabahattin Ali’nin kaleminden Kuyucaklı Yusuf eserinin ilk cümlesi… Daha ilk satırdan insanı içine çeken, sarsıcı bir başlangıç. İlk cümlesinde ölümle açılan bir romanın içinde daha neler yaşanacağını siz düşünün… Kitabı bitirdiğimde, yazarın bunca olayı sadece 224 sayfaya nasıl sığdırabildiğine gerçekten çok şaşırdım. Her sayfasını ayrı bir merak ve heyecanla okudum. Oldukça akıcı bir dile sahipti; özellikle betimlemeler sayesinde olaylar, kişiler ve mekânlar gözümde bir bir canlandı. Hiçbir yere tam olarak ait olamamış, sessizliğiyle konuşan Yusuf’un hikâyesi beni derinden etkiledi. Annesi ve babasının ölümüne şahit olan, buna rağmen dimdik durmaya çalışan bir çocuk… Kaymakam Salih Bey tarafından evlatlık alınmasıyla birlikte Yusuf’un hayatı bambaşka bir yöne evriliyor. Bundan sonrasında ise o evde gelişen olaylara, ilişkilerin kırılganlığına ve dönemin toplumsal düzenine şahit oluyoruz. Sabahattin Ali, bir yandan Yusuf’un iç dünyasını anlatırken bir yandan da toplumdaki çürümeyi, adaletsizliği ve güç dengelerini gözler önüne seriyor. Ne yazık ki çoğu zaman haklı olanın ya da ezilenin değil, parası ve gücü olanın söz sahibi olduğu bir düzenle karşılaşıyoruz. Kitapla ilgili konuşmak, tartışmak istediğim o kadar çok şey var ki… Ama spoiler vermemek için bu duyguma hâkim olmaya çalışıyorum. Mayıs ayında böylesine güzel bir eseri okuduğum için hem çok mutluyum hem de kitabın boğazımda düğümlenen o hüzünlü etkisini hâlâ taşıyorum. Benim gibi okumakta geç kaldıysanız, daha fazla beklemeyin derim. Siz Kuyucaklı Yusuf’u okudunuz mu? Yusuf’un sessizliği sizde nasıl bir iz bıraktı?
1000Kitap
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,8bin okunma
7/10
·88 syf.··
2026 21. kitabı
Hem yaşlı bir balıkçısınız hem de çevredeki balıkçılar tarafından 84 gündür küçük bir balık dahi tutamadığınız için dillere destan olmuşsunuz… Ne hissederdiniz? Kadersizliğinize boyun eğip pes mi ederdiniz, yoksa küçük de olsa içinizdeki umut sizi yeniden harekete geçirir miydi? Ernest Hemingway’in kaleminden Yaşlı Adam ve Deniz, ilk bakışta sadece balık tutma hikâyesi gibi görünse de olay örgüsünün içine gizlenmiş mesajlarını okuyucuya usulca sunan bir eser. Anlatımı sade ve akıcı bir şekilde ilerliyor. Yaşlı balıkçı Santiago’nun büyük mücadelesine tanık olurken, bu mücadele sizi çeşitli duygularla baş başa bırakıyor. Benim eserden çıkardığım sonuca gelecek olursam; hayatta asıl meselenin kazanmak değil, bu süreçte neler yaşadığın ve neler öğrendiğin olduğunu düşündürdü bana. Çünkü çoğu zaman hayatta sonuca odaklanıyoruz. “Bu biterse mutlu olacağım, şunu yaparsam hayatım düzene girecek, rahatlayacağım…” diyoruz. Ama hayat her zaman böyle ilerlemiyor. Bazen ne kadar emek versen de, ne kadar mücadele etsen de sonuç istediğin gibi olmayabiliyor. Asıl önemli olan, bu süreci nasıl geçirdiğin ve o yolculuktan neyle çıktığın sanırım. Benim için kısa ama oldukça anlamlı bir eserdi. Şans vermenizi öneririm. Hayatı ertelememeniz dileğiyle…
1000Kitap
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541bin okunma
9/10
·140 syf.··
2026 20. kitabı
“Sevgi neydi? Sevgi emekti…” sözleriyle hafızalarımıza kazınan, Türk sinema tarihinin en sevdiğim filmlerinden biri olan Selvi Boylum Al Yazmalım kitabıyla geldim bugün. Filmini izleyeli uzun zaman olmuş olsa da birçok sahnesi ve duygusu hâlâ aklımda. Olayların akışını biliyor olmam, kitabı okumama engel olmadı. Cengiz Aytmatov’un kalemini ve olayları ele alış biçimini merak ederek okudum. Konusunu çoğumuzun bildiğini düşündüğüm için uzun uzun anlatmak yerine biraz kendi hislerimden bahsetmek istiyorum. Okurken İlyas’a çok kızdım. Kamyonuna fazlasıyla değer veren, sevdiğini söylemesine rağmen bunu davranışlarıyla hissettiremeyen, gururu uğruna birçok şeyi göze alabilen, öfkesine zaman zaman hakim olamayan ve olgun davranışlar sergileyemeyen bir karakterdi benim için. Baytemir ise seven, sahiplenen, karşısındaki insanın düşüncelerine saygı duyan ve sevdiği için mücadele etmekten vazgeçmeyen güçlü bir karakterdi. Asel’in kitabın son sayfalarında kalbi ile aklı arasında yaşadığı gelgitler ise o kadar gerçek ve içtendi ki etkilenmemek mümkün değildi. İçerisinde çok güzel mesajlar barındıran, insanın kalbine dokunan çarpıcı bir hikâyeydi. Hâlâ okumadıysanız kesinlikle tavsiye ederim. Seven ve sahiplenen insanlarla karşılaşmanız dileğiyle… Peki sizce sevgi gerçekten emek midir?
1000Kitap
Selvi Boylum Al YazmalımCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202113,5bin okunma
9/10
·63 syf.··
2026 19. kitabı
İlkokul yıllarımda okuduğum, konusunu tam olarak hatırlamasam da bende bıraktığı duygusu hâlâ canlı olan Bir Şeftali Bin Şeftali’yi, Samed Behrengi’nin kaleminden bu yaşımda tekrar okumak nasip oldu. İyi ki de okumuşum. Kitapta, küsen ve meyve vermeyen bir şeftali ağacının hikâyesine tanık oluyoruz. Tabii bu hikâye, göründüğünden çok daha fazlasını içinde barındırıyor. Bir tohumun ekilmesinden meyve vermesine kadar geçen yolculuğu; içinizi ısıtan sevgi ve dostluğu; emeği, sınıf farklılıklarını ve adaletsizliği kısacık ama etkileyici bir anlatımla sunuyor. Çocuk kitabı dediğime bakmayın; bence büyüklerin de okuyup içinden pek çok mesaj çıkarabileceği bir eser. Kısa ama düşündüren, sade ama derin bir kitap okumak isterseniz Bir Şeftali Bin Şeftali’ye şans verebilirsiniz. Siz çocukken okuyup yıllar sonra tekrar okumak istediğiniz bir kitabı hatırlıyor musunuz? #birşeftalibinşeftali #samedbehrengi #ki̇tapyorumu #tavsiye #alinti “Kendi içimde gelişmiş, kendimi yemiş bitirmiştim; ama yok olmak demek değildi bu, başkalaşmak, biçim değiştirmek demekti.” “Toprak, anamın da anasıydı, benim de anamdı. Kuşkusuz tüm canlıların anasıydı toprak...” “Toprak, üstünde çalışanındır. Bu toprak parçasını biz ektik, ürünü de bizim olacak.” “Kızım, bana sıkıca yapışmış, özsuyumu emiyordu. Canımı da acıtıyordu ya ona hiç kızmıyordum. Anaydım çünkü güzeller güzeli bir tek kızım vardı.” “...üzüntüden tüm yapraklarımı dökmek, sonsuza dek kurumak ve ölmek istedim.”
1000Kitap
Bir Şeftali Bin ŞeftaliSamed Behrengi · Gendaş Kültür Yayınları · 200510,4bin okunma