Bazen bu yumuşak başlı insanların, hayatın taş kalbini yumuşatarak, onu taş üstünde biten liken gibi daha hafif, yararlı ve kullanışlı bir şeye dönüştürdüklerini düşünsem de, yumuşak başlı insanların bolluğunu; bunların nasıl kolayca ve kurnazca bayağılığa uyum sağlayıverdiklerini; nasıl değişken, esnek, her kalıba girebilen bir ruh yapıları olduğunu ve sivrisinek vızıltısını andıran bitmez tükenmez yakınmalarını gözlemledikçe, kendimi atsineği bulutu arasında kalmış, köstekli bir at gibi hissederdim.