Öylesine mahkum hissettiriyor ki sözlerin,
Sanki yargıladın beni ve sürgüne gönderdin ...
Çekip gitmeden önce mutlaka bilmeliyim,
Gerçekten bu muydu söylemek istediğin?
Savunmaya başlamadan sana kendimi,
Dile gelmeden, acıyla ya da korkuyla,
Sözcüklerle bir duvar örmeden aramıza,
Doğru mu duyduğum, bir daha söyle bana.
Her söz bir penceredir, ya da bir duvar,
Mahkum da eder kişiyi, azat da eyler ...
Konuşurken ve dinlerken ben,
Sevginin ışığı aksın içimden, izin ver ...
Pek çok şey var söylemem gereken,
Ve onlar öyle önemli ki benim için ...
Anlatamazsam sözcüklerle derdimi,
Özgürleşmeme yardım eder misin?
Eğer seni yermiş gibi göründüysem,
Eğer düşündüysen umursamadığımı,
Duymaya çalış sözcüklerimin arasında
Seninle paylaştığımız bütün o duyguları
Sıkça insanların şöyle dediklerini duyarız: "Bu dünya
acımasız; eğer hayatta kalmak istiyorsan sen de acımasız olmalısın." Ben, izninizle, bu düşünceye katılmıyorum.
Dünya, biz ona ne anlam yüklediysek odur.
"Hayat mükemmel değil, insan hiç değil. Bir Allah mükemmel o da mükemmelliyetçi değil. O zaman mükemmelliyetçi olmamak gerek. Eksiğine, kusuruna rağmen sevebilmek gerek."