Tek seferde okuyup bitirdiğim sonrasında uzaklara dalıp gittiğim bir kitaptı.
George, zeki ve Lennie nin koruyucusu.
Lennie ise büyük cüsseli, güçlü kuvvetli biri olmasina rağmen yumuşacık tertemiz bir kalbe sahip, zihinsel yetersizliği olan bir işçi. Bu karakret ile sevginin her ne kadar masumane olsa da fazlasının zarar verici olduğunu çok iyi anlatıldığını düşünüyorum. Birbirlerinin yoldaşı olan George ve Lennie’nin kendi topraklarına sahip olma hayali...
Yalnızlık temasını iliklerime kadar hissettim. Crooks' un ırkçılık nedeniyle, Candy yaşlılığı ve sakatlığı nedeniyle derin bir yalnızlık içinde.
Kitabın sonu ise... böyle olmamalıydı diyorum sadece. Lennie karakteri beni çok etkiledi.
Ayrıca kitabı okurken sanki satırların arasında bende vardım. Kendimi orada bir gözlemci gibi hissettirdi.
17 - 18 yaşlarında bir gencin yaşadığı köyden çıkıp tamamen yabancı olduğu bir şehre okumak için gittiğinde yaşadığı yalnızlığı çok iyi anlatmış. Yaşadığı bunalım, kendini kanıtlama çabası, sudan çıkmış balık misali ne yapacağını bilemeyişi, var olmaya çalışırken kendini tamamen kaybetmesi... sonrasında kendine gelip mutlu olmaya başlaması sevdiğim taraftı. Kısa bir kitap küçük cümleler büyük hisler.
Okurken beni rahatsız eden kısımlarda oldu taniki. Arkadaşının kız arkadaşına saldırması, ona karşı hislerini kontrol edememesi ve kitaba asıl ismini veren 13 yaşında kızıl hastalığına yakalanan kıza bakarken ona karşı ilk başta kardeşçe olan sevginin değişmesi.
Şaşırdığım kısımda kendisinin de kızıla yakalanıp ölmesi oldu. Mutlu bir son bekliyordum.
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202236,9bin okunma
Hiç yaşadığınız hayattan memnun olmayıp başka bir hayatta yaşamak istediniz mi? Seninle başka bir hayatta karşılaşmayı isterdim dediğiniz birileri var mı? Hep diyoruz ya başka bir evrende... Aklımız hep ihtimaller de kalıyor. Daha şu an var olduğumuz hayatı yaşamayı becerememişken var olmayan bir hayatta yaşamanın planını yapıyoruz. O hatayı yapmasaydım, o yere gitmeseydim, onu hiç tanımasaydım, o hâlâ yaşıyor olsaydı, işime devam ediyor olsaydım acaba hayatım nasıl olurdu diye düşundünüz mü? Hep bir pişmanlık ve keşkelerle dolu hayatımız.
Sizi bilmiyorum ama Nora tam olarak bu düşüncelerin içinde, ölüm ile yaşam arasında sıkışıp kalmış bir karakter. Hayatımızdaki küçük şeylerin mutluluğumuz üzerindeki etkisini ve yaşamayı istemek için mükemmellik gerekmediğini anlatak güzel bir kitaptı.
(Olumsuz eleştiri olarak şunu söyleyebilirm verilen örnekler bir tık fazla geldi. Bir yerden sonra deneyimlediği hayatlar bitsin diye bekledim.)
Bu kitap benim için yakın arkadaş niteliğinde bir kitabım oldu. Sevdiğim birinden nasihat dinliyormuş gibiydim evet çoğumuz sevmeyiz nasihat dinlemeyi ama bazen de gerekli oluyor.
İlk bölümde " herkes mutlu yaşamak ister, ancak yaşamı mutlu kılan şeyin ne olduğunu görmek konusunda zihinleri kördür." Cümlesiyle harika bir giriş yapılıyor. Genel olarakta haz ve erdem karşılaştırması yapılıyor.
İkinci bölümde ise yaşamın kısalığı üzerine bahsediliyor.
İlk defa felsefi bir eser okudum. İlk başta okurken sıkılırım diye bir ön yargıyla yaklaşmıştım ama zevk alarak ve merak ederek okuduğum bir kitap oldu. Çok kısa olmasına rağmen tek seferde okuyup bitirmek istemedim günlere yayarak anlayarak okumak istedim. Sizlere de öneririm. Şimdiden okuyacak herkese iyi okumalar diliyorum.
Bu kadar güzel kitabı uzun bir zaman diliminde bitirmek de benim ayıbım olsun.
Akıcı bir dil muhteşem olay örgüsü.
Harikaydı kesinlikle tavsiye ederim.
Beyaz DişJack London · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201595,5bin okunma