"Sen öyle çağırmasan ben böyle gelmezdim. "
İki farklı hayat, iki farklı yazgı. Nasıl bir olur, nasıl tek olur... Nazan Bekiroğlu'nun masalsı kaleminden akıp giden sayfalarda okuyoruz. İlk defa bir romanın içinde bu kadar hissettim kendimi. Kitabı okumaya başladıktan sonra elimden bırakmak, bıraktıktan sonra da devamını merak etmemeye çalışmak gerçekten zor oldu. Bir kitap ancak bu kadar güzel ilmek ilmek işlenir. Tarihe olan merakımın ve ilgimin alevlendiği kitaptır Nar Ağacı. Savaşı değil de savaşın insanlarını anlatmıştır.Kitapta olaylar farklı şehir ve ülkelerde geçiyor. Bekiroğlu, tarihi gerçeklerle hayali harmanlayarak kurguladığı bu eserinde ana karakterin dedesinin ve anneannesinin kavuşma hikayesini anlatıyor bizlere. Bu kavuşma, adeta iki farklı coğrafyalardan doğan ırmakların dağları, taşları, vadileri aşarak birbirine kavuşması gibi. Olağanüstü kurgu ile sayfaların , satırların içinde kayboluyor insan.Yazar, hem aşkı hem tarihi masalsı anlatımı ile harmanlayarak bu muhteşem eseri ortaya çıkarmış.
Ah, sen nasıl bir kitapsın böyle?
"Ben bu hikayeden sessiz sedasız nasıl çıkıp gideceğim? "
Kitabın kapağını kapatmış olsam da uzun bir süre etkisinden çıkamayacağım gibi.