Son Kelime tıpkı Liste'de olduğu gibi bana pek çok şeyi aynı anda hissettirdi.
Letta'nın dili korumak adına verdiği mücadele ve art arda çözülen gizemler kitabı daha ilgi çekici hale getirdi.
Önceki kitapta- Liste'de- yarım kalan olaylar, mesela Letta'nın anne ve babası, bu kitapta çözüme kavuştu. Noa'nın ölümü beni çok sevindirmişti ama yerine geçen Letta'nın teyzesi aynı zamanda Noa'nın karısı olan Amelie tüm işleri daha da zorlaştırdı ve buda kitabı daha heyecanlı hale getirdi.
Ama pek hoşuma gitmeyen bir nokta var oda şu ki; bazı olaylara karşı verilen tepkiler bana çok "donuk" geldi.
Mesela annesini bulduğunda sanki yıllardır değil de iki gündür görüşmemişler gibiydi.
Yada Letta'nın başına birşey geldiğinde Marlo hiçbir şey olamamış gibi davranıyordu ve buda Marlo sanki Letta'yı umursamıyor gibi gösteriyordu oysa ki en sevdiğim sahneler bu ikilinin sahneleriydi ve Letta Marlo'yu gerçekten seviyordu.
Bu açıdan anne-kızın kavuşması, Marlo'nun Letta için endişelenmesi ve buna benzer olaylara daha iyi diyaloglar yazılsa iyi olurdu ama Patricia Forde'nin muhteşem kurgusuna diyecek lafım yok.
Üstelik dilin önemini ve iklim değişikliğinin harap ettiği bir dünyayı konu alan bu yapıt içinde barındırdığı gizemli havasıyla distopyanın en benzersiz örneklerinden.
Önce Liste'yi ardından Son Kelime kitabını okursanız olaylar çok daha anlam kazanacak...