Tıpkı gittikçe daralan bir odadan çıkamamak gibi boğucu bir rüyadan çıkamamak duygusuydu bu. Zaman sanki gittikçe daralan bir şey olmuştu. Masumiyet Müzesi'nde bu rüyalardan çıkamama duygusunu gösterebilmek için çok uğraştım. Bu duygunun iki yanı vardır; a) Yaşanan bir ruh durumu olarak, b) Ve dünyayı bize bir yanılsamayla göstermesi bakımından.
a) Yaşanan bir ruh durumu olarak bir rüyada olduğumuz duygusu, içki ya da esrar içince hissedilenlere benzer biraz. Ama farklıdır da. Sanki şu anı, şimdiyi tam olarak yaşayamamak gibi bir şeydir bu duygu. Füsunların evinde, akşam yemeklerinde pek çok kereler o anı sanki geçmişte yaşıyormuş gibi hissederdim kendimi... Yaşadığım anları o an yaşıyormuş gibi hissetmezdim kendimi. Sanki uzaktan o anı seyrediyormuş gibi hissederdim. Gövdem tıpkı bir başkasının gövdesi gibi bir tiyatro sahnesinde şimdiyi yaşarken, ben biraz uzaktan kendimi ve Füsunu seyrederdim. Gövdem sanki bugündeydi, ruhum ise ona uzaklardan bakıyordu. Yaşadığım şu an, hatırladığım bir şeydi. Masumiyet Müzemi gezenler orada sergilediğim eşyalara, düğmelere, bardaklara, Füsun un taraklarına ve eski fotoğraflara şimdi karşılarında var olan şeyler gibi değil, benim hatıralarım gibi bakmalıdırlar.”
b) Şu anı bir hatıra gibi yaşamak, zamanla ilgili bir yanılsamadır. Bir de mekânla ilgili yanılsama hissediyordum. Buna en yakın duygu, küçükken çocuk dergilerinin burada bir-iki örneğini sergilediğim göz yanılsamalarının, aralarındaki yedi farkı ya da en küçüğü bulunuz, gibi oyunların bana verdikleri huzursuzluktu. Çocukluğumda "Kralın saklandığı dehlizden çıkış yolunu bulunuz!". Tavşan ormandan çıkmak için hangi çukurdan gitmelidir?" gibi oyunlar, beni huzursuz ettiği kadar eğlendirirdi de. Oysa Keskinlere akşam yemeklerine gidişlerimin yedinci yılında Füsunların
Aslında her zaman demek istediğim gibi, “ Canım, seni çok seviyorum, çok özledim, senden uzak kalmak ne büyük bir acıymış, seni görmek de ne mutluluk!” gibi bir şeyler demek isterdim. Ama sanki resmin dünyasındaki eksiklik, bizim dünyamızdaki eksiklik olmuştu ve bunu kırlangıç resminin hafifliği, basitliği, saflığını kederle izlerken gördüm.