Esra Uslu

Sevmek,bizim kendimize ve dünyaya karşı giriştiğimiz hırsızlığa,kendi gücümüzle karşı çıktığımız biricik haklılığımızdır. Alacakaranlığın ufalaya ufalaya sildiği bir adamı tutup ellerinden,başına ay ışığından bir hale geçirmektir,kaybolmadan sabaha çıksın diye.
Sayfa 73 - Kırmızıkedi yayınları·Kitabı okuyor
Reklam
Kendisini bu kadar silen bir insan,başkaları için başı göklerde bir dünyayı nasıl kurabilir? Böyle bir tutumun gerisinde,özgür,hilesiz ve onurlu bir ilişki olduğunu kabul etmek çok güç. İnsan ancak kendisini sayarak,severek,başkalarıyla birlikte,başkaları için davranabilir. Bize yaşama gücünü veren bu güzelliktir.
Sayfa 69 - Kırmızıkedi yayınları·Kitabı okuyor
nedendir bilinmez,bu sabah dilimde bu şiir:’)
aysel git başımdan ben sana göre değilim ölümüm birden olacak seziyorum. hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim aysel git başımdan istemiyorum. benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün dağıtır gecelerim sarışınlığını uykularımı uyusan nasıl korkarsın, hiçbir dakikamı yaşayamazsın. aysel git başımdan ben sana göre değilim. benim için kirletme aydınlığını, hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim ıslığımı denesen hemen düşürürsün, gözlerim hızlandırır tenhalığını yanlış şehirlere götürür trenlerim. ya ölmek ustalığını kazanırsın, ya korku biriktirmek yetisini. acılarım iyice bol gelir sana, sevincim bir türlü tutmaz sevincini. aysel git başımdan ben sana göre değilim. ümitsizliğimi olsun anlasana hem kötüyüm, karanlığım biraz, çirkinim. sevindiğim anda sen üzülürsün. sonbahar uğultusu duymamışsın ki içinden bir gemi kalkıp gitmemiş, uzak yalnızlık limanlarına. aykırı bir yolcuyum dünya geniş, büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.
“her sabah uyanınca aklıma sen geliyorsun ve çocukluğumdan kalma bir damla gözyaşı, nasıl bir gözyaşıysa artık, ne yapsam yakamı bırakmıyor; çok zaman gözlerime kan oturdu, sonra kurudu ağlamaktan ama o bir damla kaldı oralarda bir yerde, bir dünya ağrısı gibi kalakaldı, alımlı bir intihar gibi, bir ilkgençlik utancı gibi, bir çocukluk muskası gibi, bir doğum izi gibi, bir baba özlemi gibi, bir yoksulluk sızısı gibi kalakaldı, işte o bir damla gözyaşı, her sabah sen aklıma geldiğinde gözlerimden süzülüp içime akıyor. o bir damla gözyaşı boğazımı, dilimi, kelimelerimi paramparça edip kalbimin üzerine düşüyor. ne tuhaf değil mi, bu kalp onca şeyi kaldırdı, onca göçüğün altından bir yolunu bulup sağ çıktı ama o bir damlayı kaldıramıyor. kimseler inanmaz buna. kendine inancını kaybetmiş, hakikat için çıktığı yolda pusulasını elinden düşürüp kaybolmuş, pusulayı düşürmedim aslında kendi ellerimle kırdım, pusulasız kalmış bir adama neden inansınlar? tamam, bu başka bahis, geçelim. derdi olanın dilinde düğüm eksik olmuyor. musa bile öyle yalvarmadı mı rabbine; Allahım dilimdeki bağı çöz, dilimdeki bağı çöz, dilimdeki bağı çöz. dert, insanın dilini bağlayan karmaşık düğüm. Allahım bizim de dilimizdeki bağı çöz.” tarık tufan.