Serdar

Birinin bir şey verebileceğini ummak, ondan hayır beklemek ve onunla doymak ne tuhaftı! Çok parası olduğu söylenen dilenciler bile bu yüzden mi hep açtı? Dilenciye azıcık bir şey uzatıveren ne doyuracağını ne doyacağını bilerek o sonsuzluk hareketine neden uzanır? El neden almak öbürü neden uzatmak ister ve bu çaresizliğin hareketi insaniyetin işareti olarak neden sonsuzca yinelenir? Herkesin aldığı ve verdiği ile daha acıktığı bu sofra neden kurulur? Herkesin kendi fikrine daha inanarak doğrulduğu tartışmalar neden yapılır?
Sayfa 91 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Söz aşinalık ve ezberdi. Ezbere edilen söze ezbere verilecek bir cevap memnuniyeti ve rahatlığı, onu hafifçe yerinden kıpırdatıp geri yerine koymak hayranlığı getiriyordu. Uzaktan ve yabancı bir yerden taşınan söz, ifade ve duyguya kapı hemen kapanıyor, yüz geri edip gitmesi bekleniyordu. Bazı bir şey diyecek olsam ya sessizlikle ya ya tanıdığın yanına çekilerek uzaklaştırılmaya çalışılmakla mukabele buluyordum. Anlamıştım ki dünya paylaşılmış. Kimin hangi parçayı elinde tuttuğu, onunla ilgili ne bildiği ve tuttuğunu ne değerde olduğu diğerlerine malûm değildi. Kulak duyduğuyla mamur, göz gördüğüyle mağrur, beden gidebildiği yer ve gerilebildiği kadarıyla mağmumdu.
Sayfa 89 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Okuduklarım beni konuşturmuyordu. Benim okumuş olmam başkalarını benim yanımda konuşkan yapıyordu.
Sayfa 84 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Gerçek de gerçeği söyleyebilme kürsüsündekinin hikayesidir neticede...
Sayfa 35 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
...gök Herakleitos ne derse desin kendi renginden emin...
Sayfa 26 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu