"Neden kızıyorsun? Neden şikâyet ediyorsun?" dedi."İçimizde şeytan dediğin o şeyin en kıymetli tarafın olmadığını nereden biliyorsun? Sizin gibi beş hissinden başka duygu vasıtası olmayanlar bu daimi korkudan kurtulamazlar.Asıl sebep ve illetlere varabilseniz göreceksiniz ki en zayıf tarafımız dışımızdadır. Gözümüzü kör eden yedi renktir,kulağımızı sağır eden sesler,ağzımızı paslandıran yediklerimiz ,kalbimizi önce coşturup sonra durduran sonsuz koşmalarımızdır . Yüksek insan dışına değil içine kıymet verendir."
Hayatta hiçbir şey uğrunda ölmek için istenmez . Herşey yaşamamız için... Sen kafanın içindeki yokluğa o kadar saplanmışsın ki, derhal uğrunda can feda edecek bir şey arayarak ikinci bir yokluğa dalmak istiyorsun. Yaşamak herkesten daha iyi ,herkesten daha üstün yaşamak,insanlara hâkim olarak ,kuvvetli ,belki de biraz zalim olarak yaşamak ..."
"Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye irademiz vardı? Kullanılmadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? Yaşayışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat, daha makul değil miydi ?"