Yıllar yıllar evvel iken; develer tellallıktan eyt ile emekli olamamış, pireler ise "bize berber değil kuaför" deyip diyerek ilk avrupai tarza meyletmiş iken benim başıma rahmetlik babaannemle bir konuşma gelmişti. Hani bu yaşlı teyzelerden çok sıkıntı çeken hanım kızlarımızın hep söylemek isteyipte hiç söyleyemedikleri ya da edeplerinden söylememeleri gereken sözü ben onlar adına söylemiştim. Şöyle ki;
Kocası ve evladı vefatından sonra ağlamaktan bir gözünü kaybeden babaanneme:
-Yaw babaanne dedem öleli olmuş 30 sene, hiç mi kocanı özlemedin seni de gömelim yanına demiştim.
-Sen öl! demişti rahmetlik kızarak bana. Hadi şimdi buradan bir kaç ders çıkaralım da Funny olmanın raconu olsun. Hem komik hem ders, buyrun efendim:
İnsanoğlu kaç yaşında olursa olsun ölümün yüzü hep soğuk gelir. Kimseler ölmek istemez. Çünsü kimse kendi akıbetini bilemez. Öyle ya kim cennete kavuşacağını bile bile ölümden korkar? Kim cehenneme gideceğini bile bile ölmek ister? Böyle yağni.
İkinci ders ise şu olsun; Çingeneye silah vermişler gitmiş babasını vurmuş. Olum Funny dünyada teyze kıtlığı mı var, sen neden gidip bunu babaannene ve hele hele seni görünce rahmetlik kocasını hatırlatıp -adı adım olması da etken tabi- ağlayan bir kadına bunu diyebiliyorsun. Ağzın torba olsa da büzseler senin, ne güzel olur.
Üçüncü olarak şunu da genel manada demek isterim: Bu insanlar artık belli başlı kalıplarla oturmuş insanlardır. Siz bunları değiştiremezsiniz. Çünsü onlar doğrularını bulmuş ve meseleyi kapatmış insanlardır. Hani onlar genelde "Çocuk gibilerdir" biz onları idare etmeliyiz. Ya da çocuk oyalar gibi güzellikle savmalıyız. Benim gibi değil tabi de.
Öyle işte efendim, bugün de acayip bir dersin sonuna geldik. Devamını okuyun ve beğenmemeye devam edin. İbret mi? Hiç almayın. Yaşlı neneleri