Kurgusuyla, karakterleriyle, hikaye akışı içinde giderek artan temposuyla kalbimi çalan o dramione kurgusu! Vallahi 30umdan sonra bir Slytherin olmama şu kadar kaldı.
Hikâye, güçlü olmak zorunda kalan bir kadının -Briony- hem dış dünyayla hem de kendi içindeki kırılganlıkla verdiği mücadeleyi anlatıyor. Ama bu sadece bir hayatta kalma hikâyesi değil; aynı zamanda kontrol, güven ve arzunun birbirine karıştığı yoğun bir yolculuk!
Bence kitabın en etkileyici yanı -dramione fan-fic olması hariç tabii ki!- atmosferi. Okurken sanki loş ışıklı, siyah/koyu yeşil mermer işlemeli, soğuk, gizemli bir sarayın içinde yürüyormuş gibi hissediyorsunuz. Her köşede bir sır, her karakterde çözülecek bir gizem var. Ve tam her şeyi çözdüğünüzü sandığın anda hikâye sizi başka bir yöne çekiyor. Ben bu belirsizlik hissini çok sevdim.
Karakterler özellikle çok güçlü yazılmış bence. Ana karakter sadece “güçlü kadın” klişesi değil; korkuları olan, hata yapan ama buna rağmen ayakta kalmayı başaran biri. İç çatışmalarını hissediyorsunuz. Ve Toven! Tam anlamıyla gri bir karakter.
Kitap boyunca sürekli şu hissi yaşıyorsunuz: “Bir şeyler olacak.” Eğer karanlık romantizm seviyorsanız, karakterlerin psikolojisine giren hikâyeler hoşunuza gidiyorsa ve okurken “biraz tehlike, biraz tutku” arıyorsan bu kitap tam size göre bence. Bazı konular bir tık havada kalmadı değil - devam kitaplarında her bir taşın yerine oturacağına inanıyorum.
Her şeyi geçtim çok başarılı -keşke bu kadar da başarılı olmasaydı lol- bir slow burn için alın bu kitabı okuyun. Ve başka bir evrende bambaşka bir Draco versiyonu için!
İtalya toplumunda varoş kesimi, bu kesimdeki aile yapısını ve gençlerin yaşamını özellikle iki genç kızın ilginç arkadaşlığını anlatan bir kitap. Türk kültürüne oldukça aykırı bir içerik.
Yazar sosyal medyada veya pırıltılı görünen hayatlarda yaşananların ve gençlere cazip gelen bu hayatların ne kadar aldatıcı olduğunu anlatmak istemiş. Ancak ben çocuğumun okumasını istemem sanırım bu kitabı.
Kızların yaşının oldukça küçük olması çok rahatsız edici. 13 değil de en azından 16 yaşında gibi kurgulansalar ne zararı olurdu konuya acaba? Yine de 18 yaş altına okutulmasını hiç önermiyorum.
Esselamü aleyküm dostlar..
Her ne kadar pek inceleme yapmasam da yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim meal ve tefsir üzerine üç aylar içinde başladığım karşılaştırmalı olarak okuduğum ve farklı yorumların fazlaca olduğu eseri sizlerle de paylaşmak istedim..
Eserle ilgili incelememe başlamadan önce eser sahibinden bahsedeyim biraz.
Muhammed esed..
Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Ukrayna’nın Lvov şehrinde 1900 yılında doğmuş. Dedesi Yahudi hahamı olan Esed, ailesi tarafından iyi bir eğitim almış ve İbranice Arapça vb. birçok dil biliyor. Gençlik yıllarından itibaren
Prag,Berlin,Kudüs,Şam,Bursa,İstanbul, Mekke,Newyork gibi… bir çok yerlere seyahatler yapıyor. Ve gençlik döneminin sonuna doğru Müslüman oluyor.
Gelelim esere; Türkiye’de ilk kez 1996’da basılan eserin bugüne kadar birçok baskısı yapılmış olmasına rağmen ilginç olan ilk baskısının hikayesi.
Bu eser İslami bir kuruluş olan Rabıta tarafından M. Esed’e yazılmak üzere sipariş ediliyor. Kitabı inceleyip duyurmak için özel heyet görevlendiriliyor. Heyet inceleme sonucunda bu kitabın yayılmaması ve Müslümanlara dağıtılmamasına karar veriyor ve basımından vazgeçiliyor. Bunun üzerine M. Esed, kitabı Dâru’l-Endülüs’te basma yoluna gidiyor.
Basılan bu eser mütercimin niçin tercüme ettiklerini belirten önsözle başlıyor …
Bu çeviri çalışmasına bizi yönelten, teşvik eden esas faktör, Muhammed Esed’in İngilizce meâlinin ve bu meâle eklediği geniş açıklama ve notların, çağdaş İslâmî ve Kur’anî kavrayışa getirdiği zengin ve derin katkıdan Türkiye’deki okuyucuyu da yararlandırma niyetidir.”
Mütercimlerden öğrenmiş oluyoruz, Kur’an’ı çağdaş kavrayış varmış. Muhammed Esed bu çağdaş kavrayışa zengin ve derin katkı yapmış, mütercimler de okuyucuların bu geniş açıklama ve notlardan istifade etmeleri için bu eserin çevirisini