Sonra bütün yer yüzünü koskoca bir zifaf odasına çevirdi Gaia. Çünkü bir dişi için sevişmek, sadece sevişmek değildi. Aşkın güzellikle, zarafetle, şefkatle bir ilgisi vardı.
Yıllardır Ahmet Ümit okumamıştım. Bu tadı özlemişim...
Kayıp Tanrılar Ülkesinin yazarının adı gizlense, ben tadından, kokusundan bu Ahmet Ümit'indir diye yemin ederdim. Üstelik başım da ağrımazdı bu yemin için :)