Sosyal devrimler önemli gerçekleştiri su yüzüne çıkartarak bilincimizi aydınlatır. Çevremizin, içinde yaşamakta olduğumuz kültürün, toplum değerlerinin hayatımızı ne denli etkilediği, nasıl şekillendirip nerelerde kısıtladığı son derece önemli bilinç odaklarıdır.
Oysa, uluslararası " güzellik standartları" günümüzde tüm kültürleri hegemonyasına almıştır ve özellikle kadınlar için, kadın doğasının dışında, acımasız ölçüler biçmektedir. Bu aslında, moda, tekstil ve güzellik ürünleri sektörünün gelirini artırabilmek için, kadını meta olarak kullanmaktan başka bir şey değildir.
Toplumun yarattığı " Kutsal Anne Tapınağı"nın öbür yüzündeki sayısız kısıtlamalar, engellenmişlikler, özveriler, yılgınlık, sürekli başkalarını öne sürerek ikincil ve arka planda yaşama zorunluluğu, bir kadının durumuna ve konumuna yönelik olarak hisedebileceği kızgınlıklara yol açabilir. Toplumumuz anne romantizmiyle kadınların bu engellenmişliğini yüceltir ve görmezlikten gelmeyi yeğler.
Kızgınlık özellikle değer ve inanç sistemimizden oluşan bir duygudur. Önemli olan, değerlerimizi sorgulayabilmek, bizim için vazgeçilmez olanları tekrar seçerek muhafaza etmek, bize uymayanları ise farklılaştırabilmek, değer ve inanç sistemimizi toplumsal ölçekten çıkararak kişisel seçimimize göre oluşturabilmektir.