Havva ARSLAN

8/10
·720 syf.··
Beğendi
·
2021 21. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2021 19:20
Çocukluğumuzdan bu yana “Ermeni meselesi” hakkında bir sürü şey okuduk, duyduk. Tarihçiler tarafından bu olay “soykırım mı, sürgün mü?”, “2 milyon kişi mi öldü, 5 milyon kişi mi?”, “önce Ermeniler mi saldırdı, Türkler mi?” konuları çevresinde döndürülüp durdu, hala da öyle. Siyasetçiler nezdinde ise yılda bir kez Amerikan Başkanı çıkıp “soykırım” mı diyecek, “büyük felaket mi?” gündemine kilitlendik. Vatandaşlar olarak korkutulduğumuz, açıkça ifade edilmese bile, Ermenilerin hayatta kalan akrabalarının tazminat talep edecekleri ve bunun ekonomimizi çok olumsuz etkileyeceği oldu. İnsani dram kısmını; bir insanın malını mülkünü, tüm yaşamını geride bırakıp bilinmezliğe yürümesinin zorluğunu ve acımasızlığını pek düşünmedik. Franz Werther Avusturya kökenli bir Alman yazar. Gençlik döneminde Max Brod ve Franz Kafka ile arkadaş olan, çok beğenilen şiirleri Else Lasker-Schüler, Rilke, Martin Buber gibi ünlü Alman şairler ile karşılaştırılan iyi eğitimli bu yazar, 24 yaşında iken telsiz operatörü olarak 1. Dünya Savaşı’na katılmış. 1929’da Şam’a yaptığı bir seyahatte, bir halı fabrikasında rastladığı sakat kalmış, açlıktan ölmüş Ermeni göçmenlerin çocuklarının sefaleti, yazarı Ermeni halkının kederi ile tanıştırmış. Bu kitabın temelleri de işte bu gezide atılmış. Kitabın önemli bir özelliği daha var. 1930 yılında yayınlanan bu romanı ile dikkat çeken ve Almanya genelinde Ermeni soykırımı konusunda dersler veren Franz Werfel, Nazilerin iktidara gelmesi ile şimşekleri üzerine çeker. Zira kitap, bir hükümetin korumakla yükümlü olduğu vatandaşlarına uyguladığı ayrımcı politikayı eleştirmekte ve İmparatorluk iddiası ile milliyetçilik ideolojisinin nasıl bir arada düşünülemeyeceğini çarpıcı bir dille anlatmaktadır. Naziler, yazarın eleştirdiği aşırı milliyetçiliğin kendi Yahudi
Musa Dağ'da 40 GünFranz Werfel · Belge Yayınları · 2014194 okunma
Havva ARSLAN
Emeğinize sağlık 👏
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ilkellikten medeniyete. Ya da tam tersi..!
Puan vermedi·640 syf.··
2020 2. kitabı
       Özellikle kitabın okunması için baya zamanınızın olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kolay kolay bitmiyor. Anlamak ve vakıf olmak adına sabır gerektiren bir kitap            Kitap oldukça geniş kapsamlı olacak şekilde ele alınmış. Okunduğu zaman halkların tarihini ve yaşadıklarını göz önünde görebileceksiniz sanırım. Öyle bir canlandırma sanırım sizde de olacaktır. Nitekim kitap fikirlerim doğrultusunda olabildiği kadar realist duzeyde ele alınmış. Pek tabii olarak hiçbir kitap tam anlamıyla halkların tarihini bize aktaramaz. Ama bu kitap sınırlı zaman ve olanaklarla halkları ve tarihlerini size anlatmaya çalışacak akademik merakla bakanların merakını gidermekle beraber özelde daha da meraklandiracaktir. Araştırma inceleme ve özelde tarih alanında çok güzel bir kitap olduğu kanaatindeyim.              Kitapta neler neler yok ki. Homo sapiensin ayaklanmasından tutun meden devirlerine. Sümer yazısından tutun ilk çağ uygarlıklarına. Avrupanin karanlık çağları ve skolastik düşünce. Yunan kültüründen tutun bilimsel aydınlanmaya. Mısır uygarlığından tutun Fransız devrimine.. 1. ve 2. Dünya savaşları, soğuk savaş ve günümüz.. Daha neler neler. Konulara eşit oranda odaklanılmadığı ya da yer verilmediği aşikardır. Özellikle günümüz çok az bir şekilde kitapta yer bulmuştur kendisine. Fransız devrimi vb olaylara ise çok cok daha yer verilmiş. Bundan ötürü eleştirilebilir elbette ki ama ne haddimize demekten de geri durmamalıyız. Kitapta karşılaşacağınız durumlardan biri de kadınların tarihi ve sermayenin tarihi. Sermayenin toplumlar üzerindeki etkisini benim gibi sizin de esefle karşılayacağınızı düşünüyorum. Sermayenin başlattığı savaşlar karşısında "gerçekten gerekli miydi yani bu savaşlar?" demekten alamıyor kendini okuyucu. İçselleștirerek bakıldığında dünya
Tarih
Halkların Dünya TarihiChris Harman · Yordam Kitap Yayınları · 2021234 okunma
Havva ARSLAN
Emeğinize sağlık 🌿
Daha Adil Bir Dünya Mümkün Mü?
Puan vermedi·664 syf.··
Beğendi
·
2021 79. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Kasım 2021 00:52
Açık Toplum ve Düşmanları yapıtını incelemeye başlamadan önce Popper’in açık toplum ve kapalı toplum kavramlarıyla ne kastettiğine değinmek yerinde olacaktır. Açık toplum en basit anlamıyla özgür toplumdur. Açık toplumda birey toplum tarafından kısıtlanmaya ve dolayısıyla kendini gerçekleştirememeye maruz kalmaz ve toplumun her bir bireyinin birey olmak bakımından değeri bilinir ve korunur. Bunun karşısında bir de kapalı toplum vardır. Kapalı toplumda ise birey toplum tarafından kısıtlanır, toplumda totaliter rejim hakimdir. Popper karşısında olduğu kapalı toplumlara kendi döneminden şu örnekleri verir: faşistler, Naziler ve komünist diktatörlükler. Popper yapıtta açık toplum düşmanları olarak iki büyük otoriteyi eleştirir: Platon ve Hegel-Marx. Ancak eleştiriler mevzubahis düşünürlerle sınırlı kalmaz; Aristoteles, Wittgenstein gibi düşünürler de eleştirilerden nasibini alır. Popper’in bu büyük otoriteleri karşısına alıp eleştirmesinin zannımca birkaç nedeni vardır: a) mevcut nüfuzu en yüksek ideolojilerin eleştirilmesi daha büyük bir çoğunluğun düşünce yapısını sorgulamasına ve değiştirmesine olanak sağlar, b) tarihsel süreçte gittikçe güçlenen ve kutsallaşan, bu nedenle de eleştirilemeyen ideolojiler eleştirilerek kutsal yıkılabilir. Popper’in eleştirilerine geçmeden önce bir paragraf parantezi daha açayım ve Popper’in yaşamına değineyim. Çünkü mevzubahis yapıtın esas meselesi, Popper’in yaşantısıyla oldukça paralel bir seyir göstermekte. Popper her ne kadar bu yapıtında Marksizmi eleştirse de esasında kendi de ilk dönemlerinde Marksisttir. Bir gün eylem alanında fikir yoldaşlarından beş kişi polis tarafından açılan silahlı saldırıda ölür. Popper o gün fark eder ki, bu ideolojiye mensup üst mertebedeki insanlar mücadelede ölenleri pek önemsemez. Bir başka deyişle,
Felsefe-Düşünce
Açık Toplum ve Düşmanları (2 Cilt Birarada)Karl R. Popper · Liberte Yayınları · 2018181 okunma
Havva ARSLAN
Paylaşım için teşekkürler👏👏
Çocukluğumuzun efsanelerinden gerçek anlamıyla bir sanatçı, hatta çocuklukta uzun yıllar adını Edi Pakbayram olarak bildiğimiz kıymetli Edip Akbayram’da bu dünya hayatına veda etti. Yaprak dökümü misali birer ikişer eksiliyor hayatımızda ki güzel insanlar. Rabbim mekanını cennet etsin inşallah
Havva ARSLAN
🍂🍂🍂
Zamanımızın bir kahramanı: LERMONTOV
9/10
·192 syf.·
2020 73. kitabı
Ah gurur! Sen Arşimet'in dünyayı yerinden oynatacağı kaldıraçsın!.. Yirmi yedi yıllık kısa yaşam, şiirler, tiyatro oyunları ve romanıyla Rus edebiyatına damga vuran, üzerinde derin etkiler yaratan ve kendisinden sonraki yazarları etkileyen aydın edebiyatçı Lermontov. Ah şu ömür, ne kaygan ne zalim! Bir anlık olgulara kurban veriyor seni. Mihail Yuryeviç Lermontov da yalnızca ve yalnızca 27 yıl yaşayabilmiş. Büyük şair Aleksandr Puşkin'in düelloda Ocak 1837'de ölmesi üzerine derinden etkilenerek yazdığı "Şairin Ölümü"nden sonra Kafkasya'ya sürülmüştür - zaten iş bu kitap Kafkasya'da geçmektedir. Kaderin cilvesine bakın ki Çarlık Rusya'sını düello noktasında eleştiren yazarımız şiirin üzerinden 4 yıl geçtikten sonra yine düello kurbanı olarak son nefesini vermiştir. Düello, onur sorununu çözmek amaçlı belirli kuralları olan, son çare olarak başvurulan karşılığında cezai yaptırımı olmayan dövüştür. Düşünüyorum daha doğrusu düşlüyorum da Puşkin ve Lermontov'un kalemlerinin düellosuna şahit olabilirdik. Şiir ya da nesir üzerinden bir çarpışma. Lermontov Byron'dan dem vururdu, Puşkin ise Rusça'dan daha yetkin kullandığı Fransızcasını konuştururdu kim bilir. Dünya o zaman daha yaşanabilir olur muydu dersiniz? Ya da yer açılması mı gerekiyordu yeni gelen için hayat sahnesinde? Lermontov'a ''Puşkin'in ardılı, devamı'' denmesi de insanın içini yakıyor. Kafka'nın herkes tarafından bilinen sözü ile paragrafın sonu geliyor: ''Beyinlerimiz savaşsın isterdim ama görüyorum ki siz silahsızsınız.'' Genç yaşta ölen yazarlar, şairler arasında kimler yok ki! Arkadaş Zekai Önger, Muzaffer Tayyip Uslu, Comte de Lautréamont, Wolfgang Borchert, Nilgün Marmara, Didem Madak, Franz Kafka, Puşkin ve Sabahattin Ali. Kısa ömürlü yazarların verdiği eserler ve düşünce dünyaları akla şu soruyu
Zamanımızın Bir KahramanıMihail Yuryeviç Lermontov · Can Yayınları · 20185,5bin okunma
Havva ARSLAN
Emeğinize sağlık 👏🏼