"Aradığın şey o kitaplarda değil. Aradığın şeyi okuyarak bulamazsın. Sende eksik olan şeyi gözlerinle tamamlayamazsın. Aradığın şeyi yüreğinle bulacaksın. Dünyada ki tüm kitaplar, tüm hesaplar, akıl oyunları sayfalarca laflar sevginin yerini tutmaz. Okuyarak öğreneceksin ama severek anlayacaksın."
Şems-i Tebrîzî
Kardeşim için aldığım bu kitabı merak edip ben de okudum ve beklediğimden çok daha keyif aldım. İlkokul-ortaokul düzeyindeki bireylerin okuyabileceği bir kitap. Yazarın bu kitabı seri içinde yer alıyormuş -Matematik Romanı- bu kitap serinin ikinci eseri. Kitap üç çocuğun başından geçen gizemli olayları anlatıyor. İçinde bolca öğretici bilgiler var. Yalnızca Göbeklitepe için değil, matematik, coğrafya, arkeoloji vb. yetişkinlerin de çocukların da rahatça anlayacağı şekilde anlatılmış. Ayrıca her bölümden sonra sizi farklı bulmacalar karşılıyor ve onları çözümleyerek şifreye ulaşmaya çalışıyorsunuz. Yazarın okuyucuları da kitaptaki karakterlerin yolculuğuna aktif olarak dahil etmesi kitabı daha da keyifli hale getirmiş.
Kitabımız üç çocuktan Cafer'e dayısı tarafından gizemli bir kutunun bırakılması ile başlıyor. İçinde onu ve diğer ikiliyi bekleyen resimler vardır. Dayısının çektiği fotoğraflardan biri eksiktir. Onu ortaya çıkarmaları ile yeni bir dünyaya giderler. Bu dünyada bir okulun önündedirler. Bu üçlünün ellerindeki fotoğraflarda tıpkı Göbeklitepe'deki T şeklindeki heykeller gibi yüzleri bulunmamaktadır. Onlar bu görsellerdeki mekan-kişileri bulup yüzlerini gördükçe şifreler açığa çıkacaktır. Bu şifreleri çözerken buğdayın doğuşu, taşlara nasıl şekiller verildiği, taşların verdiği mesajlar, çağlar vb. konular kurgu bağlamında anlatılmış. Bakalım bu üç meraklı afacan şifreleri çözüp evlerine dönebilecek mi? Kitap tam da çocukların ilgisini çekecek şekilde hazırlanmış. Ayrıca sorular sorularak bölümlerin hazırlanması da çocukların merak duygularını diri tutacak nitelikte.
Kitapla, bilgiyle, insanlıkla kalın!