Fiziki haritayı daha çok severdim, dünya bir bütün olurdu çünkü o zaman, sınırlar kaybolurdu ve benim için bütün o kesik çizgilerle birbirinden ayrılmış ülkeler varılabilir, görülebilir birer coğrafya haline gelirdi...
Her yaşın kendine göre bir güzelliği yoktu. Emin olduğun, farkında olduğun hiçbir yaşın güzelliği yoktu. Yaş öyle bir şey olacaktı ki sen bilmeyecektin. Sana yaşını sorduklarında şaşıracaktın, şöyle bir durup hesaplamak zorunda kalacaktın. Yaş günü hediyesi verenlere ajan provokatör gözüyle bakacaktın. "Benim yıllarımı paketlemiyin ulaan, bırakın dağınık kalsın!" diye bağıracaktın.
Hep yarım kaldım, hiç tam doymadım, tam bağırmadım, tam dokunamadım. Bıçak ruhumda dehşet bir fısıltı gibi ilerledi ve ben tam ortamdan yarıldım. Ruhuma bir hayat yakıştıramadım.
Tiyatro denilince herkesin aklına Ingiltere, Rusya gibi ülkeler gelir ama bence hiç bir ülkedeki tiyatro yaşamı, Türkiye'nin eline su dökemez. Çünkü biz, ülke olarak dünyanın en büyük tiyatrosuyuz. 70 milyon kişilik bir tiyatro bu. Sahnede demokrasi dekoru var, hukuk dekoru, medya dekoru, ekonomi dekoru var. Milliyetçilik, sağcılık, solculuk, sanat, kültür, dincilik, Batıcılık, laiklik; bunların hepsi var.
Ama bir de bakıyorsunuz ki arkası yok bunların. Seyircinin izlemesi için sadece ön yüzleri hazırlanmış. Şatafatlı dekorlar, oymalar, kakmalar, süslemeler hep seyircide gerçeklik duygusu uyandırabilmek için hazırlanmış. O cicili bicili dekorları ve göz kamaştıran ışıkları gördüğünüz anda heyecana kapılıp arkalarında çok büyük yapılar olduğunu sanıyorsunuz. Ve yanılıyorsunuz. Hepsi dekor!
Hz.İsa'yı dağa doğru koşarken görmüşler.
"Ya paygamber,neden kaçıyorsun?Aslandan mı,kaplandan mı ejderhadan mı?"
İsa,"Ben peygamberim,bunlardan korkmam!"demiş.
"Peki o zaman neden kaçıyorsun?"diye ısrar etmişler.
"Ahmaklardan kaçıyorum" demiş."Aslandan,kaplandan korkmam ama ahmaktan korkarım.Çünkü onların kalpleri karadır,hiçbir söz işlemez yüreklerine."