"Devrim, vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi," cümlesiyle başlayıp "Bir ihtimal olduğunda, devrim ne kadar da güzel," diye biten Murat Uyarkulak'ın okuduğum ilk romanıdır. Aslında birbirine çok benzediği görülen ve neredeyse tamamen aynı kelimelerle oluşturulmuş bu iki cümle hem bütün kitabın konusu hem de vermek istediği mesajdır. Bu görüntüde benzer iki cümle arasında geçen zaman dilimi, mekanlar ve yaşayan herkes, kitabın zamanını, mekanı, karakterlerini ve konusunu oluşturmaktadır.
Tol... Nedir bu Tol ya da daha mantıklı bir soruyla ne anlama gelmektedir? Araştırmalarımdan öğrendiğim kadarıyla, Kürtçe'de "intikam" demekmiş. Kitabın, bir devrim ve bir intikam romanı olduğunu düşündüğümüzde yazarın kitabına bu ismi seçmesi doğal. Bununla birlikte, kitap üç bölümden oluşmaktadır ve bölümlerin isimleri: T, O, L harflerinden oluşmaktadır.
Kitabın konusu ise son derece durağan gibi görünen; fakat son derece hareketli bir konu. Aslında kitabın bütün konusu İstanbul'dan Diyarbakır'a giden bir tren yolculuğu esnasındaki konuşmalardan ve okunan öykülerden oluşuyor; ama öyküler bizi sürekli bir yerlere ve bir takım olaylara sürüklediği için bir türlü yerimizde duramıyoruz ve okur devamlı olarak yazar tarafından bir yerlere ve geçmişe sürükleniyor. Tabii bu tren yolculuğunu da gerçekleştiren iki önemli karakterimiz var. Bu karakterlerden birisi, babasını hiç tanımamış olan musahhih, yani düzeltmen. Eserin ana anlatıcısı gibi görünen musahhih, tren yolculuğunda kendisine eşlik eden "Şair"in kendisine verdiği küçük öyküler ile babasını ve geçmişini tanımaya çalışıyor. Konuya bu kadar değinmek yeterlidir.
Yazarın diline ve üslubuna da ayrı bir parantez açmak istiyorum. Her ne kadar kitabın konusu oldukça ilgi çekici ve kurgusu güçlü olsa da klasik Rus romanları edasıyla