Evrim Sayın

Düşünüyorum da eğer şeytan olmasaydı,insan muhakkak onu,kendisini örnek alarak yaratırdı.
Reklam
En sevdiğim roman girişi.
An gelir, her şey kabul edilebilir görünmeye başlar gözüne. Doğru yolu bulmak denir buna. Sen buna yoldan çıkmak dersin. Aşkta da kumarda da kaybedersin an gelir. Belki de şanstır bu. Sen kendine şanssız dersin. Ayık kişi yoktur âlemde. Kimi işrette küfeliktir, kimi zikrette. Edep, buna “Eyvallah!” diyebilmektir. Sen tutar, “Edep yahu!” dersin. Yahudi havradan havraya, Hıristiyan pazardan pazara, Müslüman namazdan namaza hatırlar Allah’ı. Ayıptır! Sen buna din dersin. Her masum günaha koşar. İmandır bu. Sen buna küfür dersin. Nadiren âşığa kısmet olur mâşuk. Canlar huzura atılır karşılıklı. Sen buna ne dersin? Milyarlarca varlıkta oynaşır milyarlarca ruh. Aslen aslı kadar tektir. Sen buna çok dersin. Her şey sen olur ve her şeyden öte ne varsa gene sen. Sen buna “BEN” dersin. Öncekiler yapar, sonrakiler yıkar. Çökmemiş tavan kalmaz yeryüzünde; kuytusunda define aranmamış temel kalmaz. Mezarlıklar şehirlerin ortasına yürür. Sabahın ışıkları yürek gibi titrer. Şehrin ral sesi kafaların içine taşınır. Dogmalar sarsılır, vakur başlar yere gelir, tabular yıkılır, göz göz olur duvar gibi önyargılar. Bu hayattır. Sen buna roman dersin.
"Senin gibiler, yaşadıklarını yalnızca başkalarının arasındayken hissederler, onlar kalabalık yerleri tercih ederler, devlet dairelerinde veya büyük şirketlerde, yani kalabalığın güven veren garantisini nerede hissederlerse orada çalışırlar.Sadece bir grup insan arasında olmak, kendilerinden ve tek başınalığın dayanılmaz mesuliyetinden kaçmak için, sinemalar, tiyatrolar, hastaneler, stadyumlar, mahkeme salonları, kilise gibi bağımlılık tapınaklarında başkaları ile bir araya gelerek, bağımlı olmanın bütün ritüellerini beraberce yerine getirirler "dedi.
Dış dünyaya gerçek bir şeymiş gibi inanırsan, sonunda kendini ona teslim etmiş olursun ve her ne yapıyorsan içinde kaybolursun.
Reklam