o yıllarda devletin başındakiler el attıkları her konuda uzman değiller. ama müthiş bir milli şuur var. şehrin gelişmesi öyle şuraya bu binayı dikelim, buraya bunu konduralım şeklinde olmuyor. belgesellerde adı geçen meşhur jansen planı vardır.
nedir bu jansen planı?
aslında ankara'nın kendiliğinden gelişen bir yapısı var, o da şu: tren garı ile ilk meclis binası ve hakimiyeti milliye denilen bugünkü ulus meydanı şehrin kalbi. halk ile meclis kopuk değil, kelimenin tam anlamıyla kucak kucağa. gardan meclise uzanan yol, bir çeşit kurtuluş yolu. çünkü bütün zafer haberleri burada alınıyor, kutlamalar burada yapılıyor. şehrin yoktan var edildiği nokta, yani kalbi işte tam orası. ve bir şehir planlaması yapılacaksa bunu göz önünde bulundurmak gerek.
birinci deneme, cumhuriyet kurulur kurulmaz, 1924'te yapılıyor. ilk plan carl lörcher'den geliyor. ancak hemen reddediliyor, çünkü ankara kalesi ve civarını, yani deyim yerindeyse eski şehri bir anlamda yok saymış. meclis binasını kalenin dibine taşımış.
1927 yılında, sadece üç mühendisin davet edildiği bir yarışma düzenleniyor: berlin kent planı projesini kazanan prof. dr. hermann jensen, yine alman şehirci olan joseph brix ve fransız hükümeti başmimarı leon jausseley.
19 maddelik bir şartname var. ilk beş madde kentin tarihi kısmına asla dokunma diyor.
kazanan ise jansen'nin projesi oluyor.
evet, tazecik cumhuriyet'in başkentini bir alman mühendis planlamış, acak şartnamedeki kurallar gereği yanında mutlaka türk mühendisler çalıştırıp onları eğitmek zorunda.