Merve

milli mücadele dönemi ve sosyal hizmet
maarif vekaleti yani milli eğitim bakanlığı, kendine ait bir çift at ve araba alacak bütçesi yokken, 1922 yılında himayei eftal cemiyeti (çocukları koruma derneği) ile, "çocukların hıfsı sıhhaya muvafık tarzda eğlencelerle meşgul olmaları için" çocuk parkı açılıyor. evet, yanlış okumadınız. 1922de onca fakirliğin fukaralığın içinde çocuk parkı!
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
eğitim, milli mücadele dönemi ve ankara
bir yanda savaş sürerken, şehir eğitimin başkenti olmuş bile. muallime ve muallimler derneği, anadoludaki tüm dernekleri bir araya toplayarak mualime ve muallimler derneği birliğinin kurulmasına önayak oluyor. birliğin haziran 1922 de yayımladığı beyanname öylesine anlamlı ki: bu kara bahtlı diyar, elini bağrına bastı, yaşlı gözlerini sildi, silkindi ve ayağa kalktı. hürriyet ve istiklal için yürüyor.
Tekalifi Milliye Emirleri
el konma ifadesi sizi şaşırtmasın; aslına bakarsanız, kelimenin tam anlamıyla borç olarak alınıyor milletten bu vergiler. mustafa kemal paşa son derece kararlı, tekalifi milliye emirlerinden sonra alınan her şey zaferden sonra kuruşu kuruşuna halka geri ödenecek.
Milli Eğitim Kongresi ve Milli Mücadele Dönemi
kurtuluşsavaşı canhıraş şekilde devam ederken, üstelik hiç de iyi gitmezken... yunan ordusu kütahyayı işgal etmiş, eskişehirin sınırlarına dayanmışken... olur da ankara ele geçer diye meclis arşivi kayseriye taşınmışken... telaş yok. bir an bile umutsuzluğa kapılmıyor. ümidini asla yitirmiyor. tutmuş, milli eğitim kongresi yapıyor! 10 temmuz 1921'de, darülmuallımun salonunda iki yüzden fazla öğretmenin, okul müdürünün ve gazete temsilcilerinin katılımıyla kongre gerçekleşiyor. düşman o kadar dibimizde ki 31 ağustosta polatlı istasyonu yunanların top atışlarıyla çınlanıyor. aynı günlerde cepheden gelen yaralıları hastanalerde yer kalmadığı için ankaralılar evlerine almaya başlıyorlar. öğretmenleri ağırlayan darülmüallimin binası, bu defa doktorların konferanslarına yer veriyor. savaş yaraları, salgın hastalıklar, hepsi üst üste. bir avuç doktor da yetişemiyor zaten. evlerdeki gazilerin durumu içler acısı. bu yüzden işte, refik saydamdan tutun adnan adıvara kadar herkes orada. konferanstan öte "müsamere" ismini vermişler, ki herkes görerek öğrensin. salonun sahnesinde yara nasıl sarılır, kurşun nasıl çıkartılır, doktorlar uygulamalı olarak gösteriyor. ankara halkı da izliyor ki evdeki yaralılara ona göre müdahale edebilsinler.
Müftü Rıfat Börekçi ve Kütükçüoğlu Ali Bey
Müftü Rıfat Börekçi aynı zamanda Ankara Müdafaai Hukuk Cemiyeti başkanı. O ve yeni atanan Belediye Başkanı Kütükçüoğlu Ali Bey, zaten milli mücadelenin başlamasında öncülük etmişler. Ankaraya osmanlı tarafından vali tayin edilen ziya paşaya gelmemesini, kendisini tanımayacaklarını bildirmişler. kendi içlerinden seçtikleri bir valiyi vekil olarak kendileri atamışlar. ankarayı istiklal savaşının kalbi haline getiren bu iki değerli insanın önderliğinde kalabalık bir eşraf grubu, canıgönülden ilk adımları atmış. ve o toz fırtınalarının estiği, esmediğinde balçığa bulanan yoksul sokaklar, umutlu adımlarla ses bulmaya başlamış.