Gücü olanlar ve kelimelerin ötesine geçen bir sessizlikle,ölmekte olan bir hastanın yanında olmayı sevenler bu anın ne
korkutucu ne de acılı olmadığını, bedenin huzurlu bir şekilde işlemeyi bırakması olduğunu bilirler. Bir insanın huzur içinde
ölmesini seyretmek bize kayan bir yıldızı hatırlatır; gökyüzündeki milyonlarca yıldız arasından bir anda belirip sonra da sonsuza dek kaybolan bir yıldızı. Ölmekte olan bir hastanın terapisti olmak bu sonsuz insanlık denizinde her bir bireyin ne kadar
eşsiz olduğunu anlamamızı sağlar. Bize kendi sağlığımızı,sınırlı hayat süremizi hatırlatır. Çoğumuz ortalama yetmiş yıllık
bir hayat yaşar, yine bu kısa sürede çoğumuz eşsiz bir biyografi yaratır ve yaşarız ve insanlık tarihinin dokusuna işleniriz
Gerçekdışı bir korkunun hastayı ölmekten alıkoyduğu durumlar nadirdir; kurtlar tarafından canlı canlı yenmek endişesiyle
ölümden korkan’ hastamız gibi (Bkz: IX. Bölüm). Bu hastanın kurtlarla ilgili bir fobisi vardı ama aynı zamanda bu durumun
tuhaflığının da farkındaydı. Kendi deyişiyle, çok aptalca olduğu için, tüm birikimlerini onun hastane masraflarına harcayan ailesiyle bu korkusunu paylaşamıyordu. Bir söyleşiden sonra bu yaşlı bayan korkularını bizimle paylaştı ve kızı da
ölümünden sonra yakılması için gerekli ayarlamaları yaptı. Bu hasta da korkularını açığa vurduktan kısa bir süre sonra öldü.
Tek bir seansın bir hastayı ne denli rahatlatabildiğini görmek,bizi her zaman şaşırtmıştır ve personel ile aileler için bu ihtiyaçları görmenin neden bu kadar zor olduğunu merak etmişizdir,
çünkü bunu fark etmek için genellikle basit bir soru sormak yeterli olmaktadır.