ExoCan

ExoCan
İntihar etme özgürlüğü
8/10
·216 syf.··
2021 8. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2021 21:37
Veronika ölmek istiyor, Veronika intihar ediyor, Veronika deli oluyor. Mesele işte tam burada yani deli olabilmekte. Bu cümle belki garip gelecek ama delilik üzerine düşününce mantıklı gelecektir. Kitapta da vurguladığı gibi deli olmak ve özgür olmak eş değer. Kendinden başka hiç kimsenin düşüncesini umursamıyorsun; sana kurallar, düşünceler dayatılmıyor. Her şeyi geçtim seni yargılama hakları yok. Düşündüklerin için hesap vermek sorunda değilsin. İstenilen değil istediğin hayatı yaşarsın. ( Kitabı okurken deli gibi özür olmak istemedim desem yalan olur.) Deliliğe övgüyü zaten birçok yazar sıralamış o yüzde bu konuyu bırakıp kitapta bahsedilen bir gerçeğe değineceğim. “Yaşamındaki her şey hep aynıydı ve bir kez gençliği sona erdi mi hep yokuş aşağı gideceği belliydi: Yaşlılık dönüşü olmayan izler bırakacak, hastalıklar birbirini kovalayacak, dostlar birer birer yok olacaktı. Yaşamını sürdürmekle hiçbir şey kazanmayacaktı, tam tersine acı çekme olasılığı hep artacaktı.” Bu cümleler Veronika’nın intihar etme sebebiydi. Peki değişen ne? Değişen bu sebepler değil! Bu sebepler milyonlarca insanlar içinde geçerli. Bu sepeler değişime uğrayarak her zaman varlığını devam ettirecek (ama bu sebepler için intihar edilir mi orası tartışılır?). Veronika intihar etmek istedi çünkü yaşamı sıradandı, daha doğrusu ondan yaşanmasını istenilen hayatı sıradandı. Hiçbir zevkin, isteğin doruk bir noktası yoktu. İstediği hiçbir şey için mücadele etmemiş, ondan bir şeyler beklenmiş, o ise yapmış. Dönen bir çarkın dişlisi olmaktan bir adım öteye geçememiş. (Bu bana göre zaten bir yaşamak değil. Veronika da bunu fark etmiş olmalı ki intihar kararı almış.) Neyse intihar ciddi bir karar ve bu kararı vermek kişinin özgür iradesi. Hatırlarsanız Veronika da ölüm saatini en azından kendi belirlemek
Edebiyat
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·352 syf.··
2021 7. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mart 2021 22:19
Gorki’nin kalemin zenginliği yine beni hayran bıraktı. Çok iyi gözlemler, farklı bakış açıları, nefes alan karekterler, set gerçekçilik ve boşuna hayatlar... Kitabın gerçekçi olduğunu söylemiştim. Bazı hikayelerde beklediğim hiçbir son umduğum gibi bitmedi. Bu benim iyimser umutlarla beklediğim sonlar olmalı ki hikayeler hayatın normal akışına çok uygun bitti. Kitapda sorgulamalar vardı, zamanı, kim olduğunu, yalnızlığı... Hiciv niteliğindeki öyküleri ilişkileri eleştiriyor insanın kendi faydası uğruna bir diğerini kolayca harcayabildiğini anlatıyor. Bazı öyküleri okurken adaletsizliği, birinin ölmesinin hayatın üzerinde hiç bir değerinin olmadığını farkediyorsun (ne acı!) Özellikle değinmek istediğim bir öykü var. ARABACI. Bu hikayeyle ilgili ne desem az olacak. En sevdiğim hikaye bu oldu. Bu hikaye tek başına bir kitap olarak basılmalı. Kesinlikle basılmalı!.. Bireyin içindeki ‘iç yasalar’ konusunda ki bu hikaye beni çok etkiledi. Acaba insanın içinde gerçektende ‘iç yasalar’ var mı? Bu soruyu uzun uzun düşündüm. Varsa ne mutlu ona. Peki yoksa? Açıkcası ben yok olma ihtimalinin daha yüksek olduğunu düşünüyorum. İç yasalar yok ama zamanla oluşturuluyor (oluşturulmak zorunda ve bu doğal olan. Aksi olması durumunda toplum onu ötekileştirilecektir. Hatta ve hatta şeytan yada cadı diyerek yakarak öldürülecektir). Benim düşüncem bu yönde. İnsan bu dünyada tek başına olsa ve içten içe de olsa birine hesap vermeyeceğini bilse özgürlüğü tam anlamıyla yaşasa o zaman bence bambaşka dünya düzeni kurulu olurdu. Bu hayallerimin çok ötesinde bir düzen. Nasıl olacağına dair düşünmek yoruyor. Varsayımlar yapmaktan bir adım öte gidemiyorum, çok ütopik geliyor ^_^ Bu hikayeyle ilgili çok daha fazla yorum yapmak, düşüncelerimi bir bir sıralamak istiyorum ama bunu
Edebiyat
Makar ÇudraMaksim Gorki · Yordam Edebiyat · 2019156 okunma
8/10
·112 syf.··
2021 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2021 22:14
Kırmızı pazartesi; sonun başından belli olan ama içi belirsizliklerle dolu olan bir kitaptı. Belirsizlikleri incelemenin sonunda açıklayacağım. Yüzyıllık yalnızlık ile karşılaşmak bana yabancı bir yerde bir dostla karşılamak izlenimini verdi. Albay Aureliana, Marquez ve Buendia ailesini özlediğimi fark ettim. ^_^ Yüzyıllık yalnızlık kitabında ve kırmızı pazartesi kitabında da olduğu gibi yazar MARQUEZ’in kitaplarında genel olarak fantastik izler bulunduğunu düşünüyorum. Vicario ikizleri namus diye tutturup bir gün önce birlikte şakı söyleyip güldüğü arkadaşlarını öldürüyor (Burada bu saçmalığa değinmeyeceğim. Namus SAÇMALIĞINA). Bu iki kardeşte değinmek istediğim toplum baskısı. Herkesin ikizlerin cinayet işleyemeyeceğini düşünmesi baskının varlığını ortadan kaldırmıyor. Buna en büyük örnek de ikizlerden Pablo’nun nişanlısının tutumu. Erkeklik görevini yerine getirmeyip namusunu temizlemediği taktirde onla evlenmeyi ret ettiğini söylemesidir. Engellenmek istediklerini göstermelerine rağmen bu cinayeti işlemek zorunda kalmaları gibi. Kitabı okuyanlar başka örneklerle karşılaşacaktır. Santiago Nasar, -kitabın anlatıcısının da dediği gibi- içinde yaşadığı dünyanın erdem taslama merakını ve ilkel doğalarının aşağılanmaya katlanamayacağını biliyordu. Ve nitekim de böyle oldu. Ancak bu açıdan bakınca da Bayardo San Román’ın durumunun tam bir ironi hatta (başlangıç durumunu ve son durumunu düşününce) biraz da gülünç buluyorum. Bence hikâyenin en güçlü yönü; Kitaptaki karakterlerin fazlalığıydı. Bu sayede gerçeklik hissi artırılmış. Birçok kişi belki sevmemiştir ama benim kitaptaki en çok sempati beslediğim karakter Santiago Nasar oldu. Ve hikâyeyi anlatan kişinin annesi oldu. “Anne” karakteri Düşünceleriyle beni en çok etkileyen kahraman oldu. Kitabın sonunun belli
Edebiyat
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,5bin okunma
6/10
·160 syf.··
2021 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2021 20:39
Kafam çok karışık... Yine de bir kaç düşüncemi burada paylaşacağım. Öncelikle Z kuşağı kafasıyla düşünürsem böyle bir ilişkinin mümkün olmadığını düşünüyorum. Bir noktaya kadar da böyle düşündüm. (şimdi daha farklı düşünüyorum sebebini de incelemenin sonunda söyleyeceğim.) Dediğim gibi bu üçlünün ilişkisini hiç anlayamadım. İnsan dürtüsünün bu ilişki yumağına izin vermeyeceğini düşünüyorum. Burada hayvanlardan bir örnek vereceğim. Eril hayvan, dişisine yaklaşan bir üçüncü şahıs gördüğünde ne yapar? Saldırı pozisyonu alır. Biz insanlarda da durumunun böyle olduğunu düşünüyorum. Üçüncü şahıs tehlikedir. Bu yüzden başta kitabı anlayamadım. Belki de 21. YY’ da yaşıyor olmam bu ilişkiyi anlamamı zorlaştırıyordur. Evet, ‘arkadaşımın aşkısın’ hâlâ var olan bir ilişki türü ancak ilişkiyi yürütme yolu başka. Bu yüzden kitaptaki ilişkiye gerçekçi gözüyle bakamadım. Son geldiğinde garip bir şekilde aldatılmış hissettim. Bu kitap nasıl benim dostum olabilirdi? İntiharın mesajı daha en baştan verilmiyor muydu bize? Vereceğimiz tepkileri tahmin edip yazar bir de buna cevap vermiyor muydu? Sonuç olarak ben bu kitapta ne hissetmeliydim? Ne hissetmeliydim’in bir cevabı yok bende. Kitapta intihar eden tek karakter Werther değildi. İntihara gelecek tepkiyi de bu alıntıda iletiyordu bize. “Ona bakıp da Aptal kız! Zamana bırakıp, Ümitsizliğinin dinmesini bekleseydi. Kendisini teselli edecek başka bir sevgili bulurdu' diyecek kadar duygusuz olanlara yazıklar olsun! Bazıları da şöyle diyebilir, Aptal kız, bir anlık hezeyana kapılmış! Neden gücünü toparlayana kadar beklemedi ki? Kanı durulana kadar? O zaman her şey yoluna girerdi ve şimdi hayatta olurdu.” Bu sadece bir örnek ancak düşündükçe kitabın içindeki olguların ve olayların bağını gördükçe çıkan tablo garip hissettiriyor. İntihara
Edebiyat
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · İndigo Yayınları · 2017150,3bin okunma
8/10
·160 syf.··
2021 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2021 18:19
Ve Bir İdam Mahkumumun Son Günü bitti... Kitabım ön sözünde yazar kitapta vermek istediği ana fikri anlatmış. Kitap ise bu fikirleri tasdik edici nitelikte yazılmış. En azından ben okurken bu hissiyata kapıldım. Kitapta beklediğimi bulamadım ancak okuduklarımda da memnunum. Kitapta karekterin psikolojik durumunun ağırlıklı olarak ele alınacağını düşünmüştüm ama daha çok durum (idamın varlığı, çevredeki insanların tepkisi, ölecek birinin arkada bıraktıkları) ele alınmış. “Evet sayın seyirciler bir oyun sergileniyor birazdan beden ve başın birbirinden nasıl ayrıldığını göreceksiniz bu oyunda önlerden yer ayırtmak için hızlı olun. Hadi iddiaya girelim, bugün kaç baş bedenden ayrılacak? İfadelerine bakın ne kadar da gerçekçi bir ifadeye bürünmüş. Sanki gerçekten de acı çekiyormuş gibi.... Ha-ha çok komik-....” Sanırım bir çok izleyici bu düşüncelerle, bu çılgınlıkla idamı izlemekten zevk aldı. Bunu oyun gibi düşündüler. İdama mahkum olan bireyin hisleri, düşünceleri, hayattaki varlığı göz ardı edildi. İki şehrin hikayesini okurken halk idam mahkumları üzerinden iddiaya giriyordu, ölümü izlerken haz alıyorlardı. Giyotine (Sert bayan giyotine) övgüler sıralıyor, giyotinin varlığını doğal bir olay olarak algılıyorlardı. Bu açıdan her iki kitaptaki insanların davranışları çok benzer. Onlar için bu bir ölüm değil eğlence. Victor Hugo kitabın ilk bölümünde okuyucular arasında bu kitabı nasıl bulduklarına dair diyaloglara yer vermiş (Tahmini olarak yazılmış bir kurmaca). Diyaloglarda kitap hakkında yorumlarda bulunuyor “Aslında iğrenç bir kitap, insana kâbus gösteren bir kitap, insanı hasta eden bir kitap.” Olarak niteleniyor ve yazarı kendilerini idamı, giyotini, celladı düşündürmeye zorladığı için kızıyor bunun haksızlık olduğunu düşünüyorlar!.. 21. YY’dayız idamın varlığı
Edebiyat
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Can Yayınları · 2019152,8bin okunma