Ümit Yaşar'ı anlatmak ne benim ne de kelimlerin harcı değil.. Ümit Yaşar'ı okumak,okurken yaşamak lazım. Her satırında Aşk'ı bir daha yaşadım sanki. O kadar güzel, o kadar büyük bir aşkı var ki tasvir edemiyorum.. Kesinlikle okuyun derim.
Başucu kitabı niteliğinde.
Fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur , anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım , adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar?
Şimdi eski dünyama dönmüş bulunuyorum ve bunun eski bir dünya olduğunu usandırıcı tekrarlarla dolu olduğunu ve ne yazık ki kendimin de bu can sıkıcı romanın bir parçası olduğumu , yeni yalnızlığımın içinde anladım. Artık sanki yaşamıyorum , yaşayan birini seyrediyorum ; daha önce bildiğim romanı okur gibiyim. Bir roman , kendini okumaya başlasaydı herhalde bu kadar sıkıcı bulurdu kendini...
Ilk sayfayı bitirince kağıdı havada salladı: "Mürekkep de biraz solarsa, tam bir eski eser olacak. Yazılmış , çizilmiş , düzeltilmiş , yaşanmış , ıstırap çekilmiş , satırların içinde nefes alınmış. Hayatın eskittiği bir eser.