“...
1 MAYIS işçi bayramı İmalat-ı Harbiye ve Demiryolu işçilerinin düzenlediği bir törenle, bütün dünyada olduğu gibi Ankara'da da kutlandı.
Silah Tamirhanesi'nin kapısı zafer takı gibi süslenmişti. Törene işçilerin yanı sıra bazı milletvekilleri ile Rus elçiliğinden gelen görevliler de katıldı. Cephelerde emperyalizme karşı dövüşen savaşçılar saygıyla anıldı. İstanbul'daki sosyalist derneklere, basına, İşçi Birliği'ne telgraf çekilerek Ankara işçilerinin selamları gönderildi.
İstanbul'da ise 1 Mayıs Kâğıthane'de, bahar eğlencesi olarak kutlandı. Ne emperyalizm lanetlendi, ne Milli Mücadele anıldı.
İstanbul'daki sol gruplar işgalcilerle ve düşmanlarla değil, birbirleriyle çatışıyor, işçiler ücret mücadelesiyle yetiniyorlardı.
İstanbul solunun gündeminde, emperyalizme karşı ölüm kalım savaşı veren Milli Mücadele yoktu.”
“
Milli Savunma Bakanı Kâzım Özalp Paşa ilk iş olarak hastaneleri ve yaralı barınaklarını
ziyaret etti.
...kapının yanındaki ilk yatakta yatan Teğmen Refik'in hatırını sordu. Teğmen, "Teşekkür ederim, iyiyim Paşam" dedi. Bakan öbür yatağa geçmek üzereydi, başhekim sessizce battaniyeyi aralayarak, bu iyimser yaralının durumunu gösterdi:
İki bacağı da dizlerinin üzerinden kesilmişti. Kâzım Paşa'nın gözleri doldu, eğilip yaralının başını öptü, "Benden bir isteğin var mı çocuğum.." dedi şefkatle, "..ailen nerde? Onların bir ihtiyacı var mı? Söyle lütfen."
Teğmen bir şey istiyor olmaktan utanarak, "İstiklal Madalyası'nı hak ettiğimi sanıyorum.." dedi, "..ondan başka bir şey istemem efendim." “
“Gazi, Ruşen Eşrefe,
“O müthiş Sakarya günlerinde şunu anladım.." dedi, "..zafer başlıbaşına bir amaç değildir. Zafer, kendisinden daha büyük bir amacı elde etmeye yaramalı, yeni bir âlem doğmalı. Yoksa boşa gitmiş bir gayret olur."