“...
Yoksul tümen, çember halinde dizilmişti. Erlerin üstünde mintanlar, yelekler, biri ötekine benzemeyen askeri ceketler, altlarında ise rengârenk şalvarlar, poturlar vardı. Pek çoğunun çorabı, matarası, kütüklüğü, süngüsü, hatta çarığı yoktu. Subayların da bir bölümü çarıklıydı, bazılarının üniforması çadır bezindendi. Ama erler de, subaylar da, bütün donanımları tamammış gibi vakar içinde, tümen komutanının konuşmasını beklemekteydiler.”