Meraklısına bilgi: Engin Ardıç bir gün bir adamla, hangimiz daha iyi yazar diye bahse girmiş. İddia sonucunda kaybeden kişi ismini William Shakespeare yapacakmış.
Bu kadar mı enfes yazılır? Bu kadar mı sade ama bu kadar mı lezzetli olur bir cümle? İnsan okurken bir hikâye okumuyor da sanki deniz kokusu alıyor, martı sesi duyuyor. Sait Faik’in yaptığı şey büyük olaylar anlatmak değil. Küçük insanları, küçük anları öyle bir yazıyor ki insan onların içinde bir insanlık büyüklüğü görüyor. Balıkçı, kahveci, serseri, çocuk… Hepsi birden hayatın kendisi oluyor. ‘Son Kuşlar’ı okurken insanın içinde tuhaf bir duygu oluyor: hem huzur hem hüzün. Sanki güzel bir şey bitiyormuş gibi. Sanki gerçekten son kuşlar uçuyormuş ve biz biraz geç kalmışız gibi. Ah insan Sait… İnsanı sevmenin bu kadar zarif bir yolu varmış meğer.
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,1bin okunma
Bu kitap benim hayatıma tam vaktinde girmişti. Ergenlik dönemime damga vurmuştu. Belki yüz defa okudum. Abartı değil; gerçekten defalarca. Ben o kitabı sadece hikâyesi için okumuyordum. Orada bir ruh hâli vardı ve ben o ruh hâline tekrar tekrar dönüyordum. İnsan ergenlikte dünyayı çok keskin hisseder; haksızlıkları da, yalnızlığı da, sevgiyi de. Zülzine tam o yaşın kitabıydı benim için. Bugün aynı yoğunlukla okur muyum bilmiyorum. İnsan büyüdükçe bazı kitaplarla arasına mesafe giriyor. Ama şu kesin: bu kitap benim ergenliğimin dilini taşıyor. O yüzden benim için sadece bir roman değil; bir dönem, bir ruh hâli.
ZülzineNefise Serra · Carpe Diem Kitap · 2015168 okunma