Duygular da nihayetinde hata sinyalleridir; biyolojik olarak tercih edilen durumlardan sapmaları kaydeder, atılan adımların işleri sizin için daha iyi bir hale mi, yoksa daha kötü bir hale mi getirdiğini söyler.
Geleneksel olarak salt kendi içimizden kaynaklandığını düşündüğümüz kendi bedenimiz hakkındaki haz ve acı öznel hisleri bile aslında diğer bedenlerle ve zihinlerle etkileşim içinde şekillenmektedir.
Üçüncü ayda besleme sırasında daha fazla uyarıcı dokunma kullanan annelerin bebekleri görsel-motor beceriler ve kaba motor beceriler açısından daha fazla gelişim göstermişlerdir.
Fiziksel bedenin kendisi edilgin bir şekilde algılanmaz, etkin olarak zihinselleştirilir. Bu yüzden, örneğin, biz erişkin olurken bu tür hipotetik ve üretici modeller bizim kilo, görünüş ya da şekil bakımından olası küçük değişmelere rağmen bedenleşmiş yaşantımızda bir süreklilik hissetmemize olanak verir. Hattâ bedenimizin diğer insanlar ya da diğer görsel-uzamsal perspektiflerden nasıl göründüğüne dair bir fantazimiz bile olur. Dolayısıyla, sadece dünyaya ve yaşantılarımıza dair zihinselleştirme bedenleştirmemizle sıkı sıkıya bağlı olmakla kalmaz, fiziksel bedenimizin kendisine dair yaşantı da giderek hiyerarşik, yordayıcı ve üretici modeller biçiminde örgütlenip şemalaştırılır.
Bir nesnenin anısı diye adlandırdığımız şey aslında belirli bir süre içinde organizma ile nesne arasındaki etkileşimle ilgili duyusal ve motor etkinliklerin birleşik anısıdır.