Aslında insanlar arasında yapılan anlaşmalara, ant içmelere falan pek inanmam. İnsanlar söz verir, verilen sözler sonbahar yaprakları gibi savrulur gider. Ben atılan somut adımlara inanırım, fiilen yapılanlara yani.
Dille birlikte kendimiz hakkında edindiğimiz bilgi değişime uğrar ve "ötekinin söylemi"ne ayarlanır.
Yani, insanoğlunun dilden önce bir düşünce ve ruh dünyası vardır ve bu dünya, dil marifetiyle köklü bir dönüşüm geçirir.