Ona baktım. Hep tanıdığım, bildiğim Caleb’dı. Durmak bilmez, hırslı, hep daha fazlası için çabalayan çocuktu. Ancak şimdi o hastalıklı hırsın içinde ne kadar derine yayıldığını fark edebiliyordum. Bir salgın gibi kontrolü eline almıştı artık. Düşünceleri, hareketleri, görmeyi ve görmemeyi seçtiği şeyler hep bu hırsın eseriydi. Ve o hırs bir gün tıpkı bir salgın gibi ölümüne neden olacaktı.
Beni kurtaran büyücüye, iyileştiren şifacı çocuğa, yıkayan kıza, arkadaş sayan soytarıya bir şekilde borçluydum ama buna rağmen düşmanımdılar. Bana insaniyet göstermişlerdi ama buna rağmen onları öldürmeye hazırdım.
Hiçbir şey hissetmiyorum. Her şeyi biliyorum. Varım ama aslında yokum. Olmamı söylediği kişi dışında hiç kimse değilim. Kaçmak istiyorum. Nasıl kaçacağımı bilmiyorum.