"Evet, kollarımda bir sözün izi... Nereye gitsem benimle, kaçamıyorum. Ne kadar koşsam da nafile. Neyden ibaretim ben? Birkaç izden mi? Yoksa onlar iz değil, ben miyim?
Evet, evet biliyorum; ben bir ressamım. Tuvalim bileklerim, fırçamsa bir jilet. Kullandığım tek renk ise kırmızı. Ah, renkleri kontrol edemiyorum; her taraf kırmızıya bürünüyor. Tuvalim ise düşmüş, yerde duruyor.
Ressam, bu tabloya 'intihar' adını veriyor. Eseri ziyaret edenler, dehşet içinde bakıyor tabloya ve anlatıcı gelir, o kritik soruyu soruyor: 'Sizce ressam bu eserinde ne anlatmak istemiş?'
Oradan bir entelektüel cevaplıyor: 'Bence ressam burada bize ümitsizliği hissettirmek istemiş.'
Bu cevabı ruhunda hisseden ressam, gökte gülümsemiş ve demiş ki: 'Sanırdım ki ressamların değeri ve düşünceleri ölünce anlaşılırmış. Ah, ne çok yanılmışım yine! Doğrusu; ister öl, ister yaşa... Anlaşılmazsın.'"