Saç Örgüsü’nü bitirdim.
Kitap boyunca içimde hep aynı merak vardı. Smita’nın, Giulia’nın ve Sarah’nın yollarının bir gün kesişeceğini düşündüm. Hatta son sayfalara yaklaştıkça onları aynı sahnede göreceğime neredeyse emindim.
Ama kitap bana bambaşka bir şey anlattı.
Hindistan’da kızının kaderini değiştirmeye çalışan bir anne, Sicilya’da aşkı ve ailesi arasında sıkışan genç bir kadın, Kanada’da hayatının en zor döneminde güçlü kalmaya çalışan bir iş kadını…
Birbirlerini hiç tanımadılar.
Aynı şehirde bulunmadılar.
Belki isimlerini bile hiç duymadılar.
Ama yine de hayatları birbirine dokundu.
Kitabı bitirdiğimde fark ettim ki bazı insanlar yan yana gelmeden de birbirlerinin hikâyesinin bir parçası olabiliyor. Tıpkı bir saç örgüsünün birbirine dolanan telleri gibi…
En çok da bu düşünce etkiledi beni.
Bazen dünyanın bir ucunda verdiğimiz mücadele, hiç tanımadığımız bir insanın hayatında iz bırakabiliyor.
Kitabın son sayfasını kapattım ama Smita’nın cesareti, Giulia’nın kalbi ve Sarah’nın direnci bir süre daha benimle kalacak gibi görünüyor.